İnsanın kalabalıkla değil,karakterle sınandığı bir çağdayız.

Yüzüne gülüp içinden eksilteni,dostluk kisvesi altında kıskançlık taşıyanı, yanında dururken bile sana mesafe koyanı tanımak artık zor değil.

Bu yüzden bazı uzaklıklar kırgınlıktan değil, bilinçten doğar. Herkesle yakın olmak bir meziyet değil,doğru insanlarla aynı çizgide yürüyebilmek asıl meseledir.
Kalabalıkların ortasında yalnız kalabilmek,aslında insanın kendine yaklaşmasıdır. Gürültü arttıkça hakikatin sesi kısılır. Ben o sesi kaybetmemek için mesafeyi seçtim.

YALNIZLIK DEĞİL, KENDİNE YAKINLIK...


Ben kalabalıklardan medet umanlardan değilim.Herkesin olduğu yerde olmak değil, kendimin olduğu yerde durmak derdindeyim. Kendime ayırdığım zaman,bana en sadık yol arkadaşım oldu.Çünkü insan en çok kendiyle baş başa kaldığında yüzleşir,eksiklerini görür,fazlalıklarını törpüler,ruhunu onarır.
Huzursuz olduğum yerde kalmam. Çünkü huzur, dışarıda aranan bir nimet değil,içeride korunan bir dengedir.İnsanın kendine borcu,önce kendi kalbini incitmemektir.

YARIŞ DEĞİL, YOLCULUK...

Kimseyle yarış halinde değilim. Birini geçmek ya da birinin gerisinde kalmak gibi bir hesabım yok.Hayat bir pist değil,bir yolculuk.Herkesin yolu başka,yükü başka,imtihanı başka.
Benim mücadelem dünle…
Dünün gölgesini bugünün ışığına düşürmemek için çabalıyorum.Her yeni gün,kendime verdiğim küçük bir söz: Biraz daha sabırlı ol,biraz daha derin düşün,biraz daha insan kal.

HAYATA SAYGI DUYANLAR...

Hayatı küçümseyenlerle aynı duyguyu paylaşamıyorum. Çünkü hayat, rastgele verilmiş bir zaman dilimi değil, anlam yüklenmesi gereken bir emanettir.Bu emaneti taşıyabilenler
var oluşunun kıymetini bilen, nefes almanın bile bir lütuf olduğunu hisseden insanlardır.
İçindeki çocuğu öldürmeyenleri seviyorum.
Gülmeyi unutmayanları, küçük şeylerde bile sevinç bulabilenleri… Çünkü neşesini kaybeden insan, yönünü de kaybeder. İçindeki ışığı koruyabilenler,en karanlık anlarda bile yolunu bulur.

GÖRMEK VE ANLAMAK...

Herkes bakar ama herkes göremez.
Bir çiçeğe bakıp geçmekle,onun varlığına hayran olmak arasında büyük bir fark vardır. Güzelliği görmek, insanın iç dünyasının bir yansımasıdır.
Tabiata hayretle bakan insan, aslında kendi varlığına da hayret etmeyi öğrenir.Bu hayret duygusu, insanı diri tutar.Çünkü hayret etmeyen,zamanla hissizleşir.

KENDİYLE MÜCADELE EDENLER...

Dününün önüne geçmeye çalışan insanlara saygım sonsuz.Onlar bilir ki asıl mücadele başkasıyla değil, insanın kendi içindeki eksiklerle verdiği savaştır. Herkes başkasını yenmeye çalışırken, onlar kendini aşmanın derdindedir.
Hayat bazen sert dalgalarla gelir. İnsanı savurur, sarsar, yorar.
O anlarda çoğu kişi boğulduğunu sanır. Oysa fark edenler için o anlar bir öğrenme sürecidir. İnsan,en çok zorlandığı yerde güçlenir.Nefessiz kaldığını düşündüğü anlarda aslında dayanıklılığını keşfeder.

DURUŞ MESELESİ...

Kendi değerlerine tutunan insanlar… Bu çağın en nadir bulunanlarıdır. Çünkü herkesin yön değiştirdiği bir zamanda sabit kalabilmek,herkes susarken doğruyu söyleyebilmek, herkes rol yaparken kendin olabilmek büyük bir irade ister.
Şahsiyet,rüzgâra göre şekil almak değildir.Şahsiyet, fırtınaya rağmen ayakta kalabilmektir.İnsanı insan yapan da budur zaten. Değerlerinden vazgeçmeden yaşayabilmek.

SON SÖZ YERİNE...

Benim yolum belli. Az ama sahici, sessiz ama derin, yalnız ama eksiksiz bir yürüyüş bu. Hayatı ciddiye alanlarla,kendini geliştirmeyi dert edinenlerle,içindeki iyiliği kaybetmeyenlerle aynı yolda yürümek yeter.
Geri kalan kalabalık…
Zaten zamanın gürültüsünde kaybolup gider.

Murat İLERİ