Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özcan, yöneltilen tüm yolsuzluk iddialarını reddederek savunmasını yaptı.
"178 Sayfalık İddianamede Somut Delil Yok"
Özcan, duruşmada 178 sayfalık iddianameyi satır satır incelediğini belirterek, metnin içerisinde şahsına veya yakınlarına yönelik herhangi bir usulsüzlük tespiti bulunmadığını savundu. Yolsuzluğun gerçekleşmesi için kamu kaynağının şahsi çıkarlar doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirten Özcan, "178 sayfalık iddianameyi didik didik ettim. Şimdi burada iddianamemin 178 sayfasında, 'Tanju Özcan şu eylemde kendisine, yakınlarına, çocuklarına menfaat sağlamış' ibaresini göremedim. Kamu kaynakları cebe indirmeden yolsuzluk olmaz. Kamunun veya belediyenin hangi işlem ve ihalesinde usulsüzlük var? Ben iddianamede bu soruların cevabını bulamadım" ifadelerini kullandı.
"MASAK Raporu Neden Gizleniyor?"
Soruşturma sürecinde hazırlanan MASAK raporunun önemine dikkat çeken Özcan, "Titizlikle saklanan bir MASAK raporu var. Belediyenin imar uygulamalarından Tanju Özcan kendine veya başkasına menfaat sağlamış iddiası var mı? BOLSEV Vakfı paralarını yakınlarına veya cebime indirmişim iddiası var mı, bu da yok. Tüyü bitmemiş yetimin bir kuruşunu cebime indirmemişim utanıyorum. Hangi belediyeye operasyon olsa Bolu Belediyesi'nin görüntüsü var. Cebime indirdiğimiz para yok, niye yargılanıyoruz?" diyerek tepkisini dile getirdi.
"BOLSEV Vakfı Sosyal Amaçla Kuruldu"
BOLSEV Vakfı ile ilgili suçlamalara da değinen Özcan, vakfın öğrencilere burs vermek, huzurevi yapmak ve ihtiyaç sahiplerine destek sağlamak gibi sosyal projeler için kurulduğunu belirtti. Başsavcılığın tutumunu "düşman hukuku" olarak nitelendiren Özcan, şunları kaydetti: "MASAK denilince bütün operasyonlarda Allah kelamı gibi. MASAK raporu bizde de alınmış, 'şüpheli hareket izlenmemiş' deniliyor. İçim sızlıyor. Adaletin olan güvenin sarsılmasının nedeni bazı cumhuriyet savcılarının uygulamaları. Ben AK Partili belediye başkanı olsaydım yemin ediyorum bırakın tutuklanmayı yılın belediye başkanı ödülünü alırdım. O yüzden adalet önünde kendimi eşit hissetmek istiyorum. Bir yandan çok mutluyum 40 günlükken kucağıma bir çocuk getirdi. '2 milyon dolar para bulunmazsa çocuk ölecek' dediler. 2 milyon dolar parayı topladık ve çocuk iyileşti. Ne için yaptık? Allah rızası için yaptık. Boluspor seçimi oluyor, başkan geliyor destek istiyor. Ne diyeyim? 'Banane Boluspor'dan' mı diyeceğiz. Bizim talihsizliğimiz burada. Belediye başkanı olunca 'Yok' diyemiyorsunuz. Bu görevde insanlar sizi nüfusunuzu kullanmaya mecbur bırakıyor."
"Nazmi Güzel'in İddiaları İftiradır"
Müteahhit Nazmi Güzel'in "zorla para alındığı" yönündeki iddialarına da tek tek yanıt veren Özcan, şunları söyledi: "Nazmi Güzel'i yıllar öncesinden tanırım hiçbir zaman yakınlığım olmadı. 2025 yılının ilk aylarında beni ziyarete geldi. 5'inci katta çalışıyordum. 'Vakıfla ilgili çalışma yapıyoruz' diye söyledik. 'Biz de Bolu'da iş yapıyoruz, üzerimize düşeni yapalım' dedi. 'Boluspor için daha önce istedik, vermedin' dedik. Biz onunla rakam konuşmadık. Ali Sarıyıldız aradı. '1,5 milyonluk çek verdi' dedi. 'Nazmi Güzel reklam sözleşmesi yapmıyor' dedi. 'O zaman parasını iade edin' dedim. Bu adamın parasını Ali Sarıyıldız'a ne yapıp edip göndermesini söyledim. Gözaltına alınmadan iki gün önce benim yanıma Cihan Tutal ile birlikte geldi. '1,5 milyonluk reklam vermişsin, sözleşme yapmamışsın. Git Ali Sarıyıldız'a İBAN ver, paranı iade edeceğiz. Seninle çalışmak istemiyoruz' dedim. Şark kurnazı bir adam Nazmi Güzel. Savcı da dememiş ki, 'Belediyede hangi işin yürümedi'. Belediye ile ilgili adamın işi yok. Tutuklanınca olmayacak iftiralar atıyor. Hiç bu kadar rahat iftira atan adam görmedim. Nazmi Güzel'in eşi hukuk fakültesini bitirmiş belediyede hukuk biriminde çalışmak istedi. 'Hiç avukatlık yapmamış birine bu görevi veremem' dedim. 'Şımarıkça taleplerle bana gelme' diye de kendisine söyledim."





