Satranç tahtasındaki buğday tanesi hikayesinde olduğu gibi, geriye doğru gidildikçe katlanarak büyüyen soy ağacı; Zonguldak sokaklarında hiç tanımadığımız insanlarla aslında sandığımızdan çok daha yakın bir kan bağına sahip olduğumuzu gösteriyor.

Satranç Tahtası Etkisi: Geriye Doğru Katlanan Soy Ağacı

Yaklaşık 1400 yıl önce Hindistan'da geçen ve ilk kareye 1 buğday tanesi koyup her karede ikiye katlayarak 64. karede 18 kentilyonluk devasa bir rakama ulaşan ünlü satranç hikayesi, insan soyunun geriye gidiş mantığıyla birebir örtüşüyor.

Bir insanın 2 ebeveyni, 4 dede ve ninesi, 300 yıl (10 kuşak) öncesine gidildiğinde ise teorik olarak 1024 atası bulunuyor. Yani 300 yıl önce birbirinden habersiz yaşayan ancak zamanla aynı soy havuzunda birleşen 1024 kişinin genetik mirasını taşıyoruz.

Zonguldak Nüfusunun %6,8’i Aynı Babadan mı Geliyor?

Zonguldak'ta soyu 300 yıla dayanan bir sülale ele alındığında, sadece düz baba soyundan (baba, dede, büyükdede...) yaklaşık 10 ata geçiyor.

Zonguldak'ta Orman Köylüsüne Kış Öncesi Isıtan Destek
Zonguldak'ta Orman Köylüsüne Kış Öncesi Isıtan Destek
İçeriği Görüntüle

300 yıl önceki 10. büyükbabadan başlayıp bugüne kadar gelen tüm torunlar ve uzak kuzenler hesaplandığında, hiç göç yaşanmadığı varsayımıyla o tek kökten doğan insan sayısı 20 bin ile 60 bin kişi arasına ulaşıyor. Bu da ortalama 40 bin kişinin, yani Zonguldak nüfusunun yaklaşık %6,83’ünün aynı babadan geldiği anlamına geliyor.

Milyonlarca Kişilik Ağ Nasıl 40 Bini Sıkıştı? "Soy Ağacı Daralması"

Teorik olarak 300 yıl boyunca anne ve baba soylarının birleşmesiyle doğan ve kan bağı bulunan toplam torun sayısı 20 ila 30 milyon kişiyi bulması gerekirken, bu sayının Zonguldak özelinde 40 bin seviyelerine sıkışmasının temel nedeni "Soy Ağacı Daralması" (akraba evlilikleri ve kapalı coğrafya) olarak açıklanıyor.

Sadece Türkiye'de değil, geçmişte ulaşım imkanlarının kısıtlı olduğu Batı Avrupa'da da insanlar kendi kasabalarından çıkamadıkları için farkında olmadan 5., 6. veya 7. dereceden kuzenleriyle evlendiler. Zonguldak gibi coğrafi olarak kapalı köy ve vadi yaşamının hakim olduğu bölgelerde yapılan akraba evlilikleri, teorik atasal havzayı daraltarak gen havuzunu bugünkü yerel ölçeğe topladı.

2. Derece Akraba Evlilikleri ve Genetik Riskler

Sosyolojik olarak mülkiyeti korumak, kabile içi dayanışmayı sürdürmek ve sosyal düzeni sağlamak amacıyla tarih boyunca teşvik edilen yakın akraba (kuzen) evlilikleri, genetik bilimi açısından ciddi riskler barındırıyor.

Ortak atanın sadece 2 nesil yukarıda olması, amca veya teyze çocuklarının aynı gizli (resesif) kusurlu geni taşıma ihtimalini zirveye çıkarıyor. Gen havuzu genişleyip harmanlanmaya fırsat bulamadığı için, iki taraftan geçen kusurlu genler çocuklarda genetik hastalıkların görünür hale gelme riskini iki katına çıkarıyor.

Biyolojik Tarih Bizi Birbirimize Bağlıyor

Sonuç olarak; Zonguldak sokaklarında, çay ocağında veya pazarda karşılaştığınız ve hiç tanımadığınız her 15-20 kişiden birinin 300 yıl önceki aynı dedenizin torunu olma ihtimali oldukça yüksek.

Biyolojik tarih; bizleri sosyal, kültürel ve siyasi süreçlerin (ırk, millet, ulus kavramlarının) hissettirebileceğinden çok daha organik ve görünmez bağlarla birbirimize bağlamaya devam ediyor.

Kaynak: Zonguldak Tarih