Zonguldak’ı anlatmaya kalksak, madenciden söz etmeden bu şehri anlatmamız mümkün değil.
Çünkü madenci, bu kentin sadece çalışanı değildir. Madenci; Zonguldak’ın alın teri, ekmeği, geçmişi ve en önemli değerlerinden biridir.
Yıllardır sabahın erken saatlerinde evinden çıkıp yerin yüzlerce metre altına inen madenciler, ailelerinin geçimini sağlamak için olduğu kadar Zonguldak’ın ve ülkenin ekonomisine katkı sunmak için de büyük bir mücadele veriyor.
İşte bu nedenle AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen buluşmanın ayrı bir anlamı bulunuyor.
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Teşkilatlandırma Sekreteri Tayfun Demir, Üzülmez Şube Başkanı Sefer Karakabak ve beraberindeki maden işçilerini ağırladı.
Gerçekleştirilen görüşmede madencilerin çalışma şartları, yaşadığı sorunlar, beklentileri ve çalışma hayatına ilişkin konular konuşuldu.
Madenci Sadece Kömür Çıkarmıyor Zonguldak'a Ayakta Tutuyor
Bazen madenciliği sadece yerin altından kömür çıkarılan bir iş olarak görüyoruz.
Oysa Zonguldak’ta durum çok daha farklı.
Madencinin kazandığı para bu şehirde esnafa, pazarcıya, bakkala, servise, lokantaya ve birçok aileye yansıyor. Madencinin emeği, Zonguldak’ın çarşısında, mahallesinde, evinde hayat buluyor.
Bu nedenle madencinin sorunu yalnızca madencinin sorunu değildir.
Madencinin geleceği, Zonguldak’ın geleceğidir.
Madencinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi, güvenliğinin sağlanması ve emeğinin karşılığını alması bu şehrin tamamını ilgilendiriyor.
Yerin Altındaki Emeği Unutmamak Gerekiyor
Madencilik kolay bir meslek değil.
Hepimiz evimizde rahatça otururken, bir madenci yerin yüzlerce metre altında ekmeğinin peşinde koşuyor. Karanlığın içinde, ağır şartlarda, her türlü riski göze alarak çalışıyor.
Onun için madenciye bakarken sadece işçi olarak bakmamak gerekiyor.
O insanın arkasında bir aile, bir çocuk, bir eş ve bir hayat var.
Her vardiyaya giderken ailesi onu sağ salim evine dönmesi için bekliyor.
Zonguldak’ın yıllardır değişmeyen gerçeği de burada ortaya çıkıyor:
Madencinin can güvenliği her şeyden önce gelir.
Zonguldak'ın tarihinde Madencinin İmzası Var
Bu şehir kömürle büyüdü.
Mahalleler, evler, yollar, esnaf ve aileler yıllar boyunca madenciliğin oluşturduğu ekonomik hareketlilikle hayatını sürdürdü.
Zonguldak’ın sokaklarında madenci kıyafetiyle yürüyen insanlara rastlamak bu şehrin sıradan görüntülerinden biridir.
Çünkü madenci bu kentin yabancısı değil, tam tersine bu kentin kendisidir.
Zonguldak’ın tarihini yazarken madenciyi bir kenara koyamazsınız.
Bugün Zonguldak denildiğinde akla kömür geliyorsa, bunun arkasında yıllardır yerin altında alın teri döken binlerce madencinin emeği vardır.
Madencinin Geleceği Zonguldak'ın Geleceğidir
AK Parti İl Başkanlığı’ndaki buluşmada çalışma hayatı ve madencilerin beklentilerinin konuşulması bu açıdan önemli.
Çünkü Zonguldak’ın en büyük meselelerinden biri, madenciliğin ve madencinin geleceğidir.
Bu şehirde madencinin yüzünün gülmesi, aslında Zonguldak’ın yüzünün gülmesi demektir.
Madencinin evine götürdüğü ekmek, bu şehrin ekonomisine de can suyu oluyor.
Bu nedenle hangi siyasi görüşten olursa olsun herkesin ortak bir noktada buluşması gerekiyor:
Madencinin emeğine sahip çıkmak.
Madencinin can güvenliğini korumak.
Madencinin geleceğini güvence altına almak.
Madenciye Dua Zonguldak'a Vefa
Buluşmanın sonunda yerin altında çalışan tüm maden işçileri için kazasız, belasız ve sağlıklı bir çalışma hayatı temennisinde bulunulması da anlamlıydı.
Çünkü Zonguldak halkı madencinin ne anlama geldiğini çok iyi bilir.
Bu şehirde madenci evladı olmak, madenci eşi olmak, madenci babası olmak ayrı bir hikâyedir.
Yerin altında çalışan her madencinin vardiyadan çıkıp ailesine kavuşması, aslında bütün Zonguldak’ın ortak sevincidir.
Bugün Zonguldak’ın geleceğini konuşuyorsak, o geleceğin içinde madenciyi mutlaka konuşmak zorundayız.
Çünkü bu şehrin toprağında kömür varsa, o kömürün hikâyesinde madencinin alın teri vardır.
Zonguldak’ın kömürü yerin altında olabilir ama bu şehrin asıl gücü, o karanlığa girip ekmeğini arayan madencinin yüreğindedir.
Madenciye sahip çıkmak, aslında Zonguldak’a sahip çıkmaktır.
XXXXX
BİR BAKMAYIN ONLARA BOŞ KONUŞUYORLAR!
Terörsüz Bir Türkiye: Pazarlık Değil, Kökten Çözüm İradesidir
Türkiye, kırk yılı aşkın süredir enerjisini emen, trilyonlarca dolarlık kaynağını heba eden ve en acısı binlerce evladını vatan toprağına düşüren terör belasıyla mücadelesinde kritik bir eşikten geçiyor. Kamuoyunda yürütülen basitleştirilmiş tartışmaların ve "teröristlere af mı çıkıyor?" yaygarasının aksine, devletin ortaya koyduğu irade bir taviz veya masada yürütülen ucuz bir siyasi pazarlık değildir. Karşımızda duran tablo; terörün bu topraklardaki geleceğini tamamen bitirmeyi hedefleyen, devlet aklıyla şekillenmiş stratejik bir süreçtir.
Bu Affetmek Değil, Terör Örgütünü Tasfiye Etmektir
Devletin koyduğu şartlar nettir: Örgüt silah bırakacak, örgütsel varlığına son verecek ve bunun teyidi yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlılığıyla yapılacaktır. Buradaki temel ayrım; suça bulaşmamış, kandırılarak dağa götürülmüş kişiler ile eline kan bulaşmış, kasten can almış teröristler arasındaki hukuki sınırdır. Can alan teröristlerin affedilmesi söz konusu dahi olamaz. Amaç, kişilere münferit ikbal sağlamak değil; terör örgütünü kurgulayan iç ve dış odakların elindeki maşayı tamamen almaktır.
Ağır Fatura: Kaybolan Yıllar ve Ortak Acılar
Geriye dönüp bakıldığında, bu kanlı düzenin faturasını her zaman milletçe ödedik. Şehit de bizim evladımızdı, gazi de... İç meselelerimizle boğuşmaktan üretim kapasitemizi, ekonomik gücümüzü ve enerjimizi tam potansiyeliyle kullanamadık. Toplumsal fay hatlarımızın kaşındığı bu süreçte en büyük zararı, terör örgütünün vesayeti altında ezilen ve kendini "Kürt'üm ama terörist değilim" diye açıklamak zorunda bırakılan Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımız gördü. Terörün bitmesi, en çok bu kışkırtma düzeninden kurtulacak olan vatandaşlarımızı ve bağrına taş basarak "başka analar ağlamasın" diyen şehit annelerimizi ferahlatacaktır.
Devlet Akıllılığı ve Gelecek Vizyonu
Gündelik siyasi kaygılarla, belediye seçimi kazanma ya da oy artırma hesaplarıyla açıklanamayacak kadar büyük olan bu mesele; doğrudan bir güvenlik, ekonomi ve beka konusudur. Devlet sadece bugünü değil, henüz doğmamış çocukların yaşayacağı geleceği inşa etmekle yükümlüdür. Şehidin hatırasını incitmeden, gazinin onurunu zedelemeden ve milletin vicdanını yaralamadan bu köklü sorunu çözebilmek; kenardan muhalefet etmekten çok daha zor ama bir o kadar da zorunludur.
Türkiye, terör üzerinden kendisine müdahale edilen dönemi kapatmaktadır. Güçlenmemizin önündeki en büyük engeli kaldırdığımızda, kaynaklarımızı doğru yere sevk ederek hem kendi huzurumuzu tesis edeceğiz hem de bölgesinde ve dünyada mazlumların sığınacağı güçlü bir "baba ocağı" olmaya devam edeceğiz.
Özetle: siz bakmayın muhalefetin terörsüz Türkiye ile ilgili eleştiri ve söylemlerine, Boş Konuşuyorlar