Zonguldak’ta sağlık camiasında son günlerde dikkat çeken bir tartışma yaşanıyor.

Bir tarafta Zonguldak Akademik Odalar Birliği’nin, yani ZAOB’un kurulmasını önemli bir adım olarak görenler var. Diğer tarafta ise Zonguldak Tabip Odası’nın bu yapı içerisinde yer almamasını eleştirenler...
Tartışmanın fitilini ise son seçimlerde Zonguldak Tabip Odası Başkanlığına aday olan Doç. Dr. Metin Pehlivan ateşledi.
Pehlivan, Tabip Odası yönetiminin ZAOB içerisinde yer almamasını eleştirerek mevcut yönetimin istifa etmesi gerektiğini savundu.
Ancak burada bir durup düşünmek gerekiyor.
Bir meslek odası, başka bir oluşumun içerisinde yer almadı diye neden istifa etmek zorunda olsun?
Bence asıl soru bu.

Herkes Pehlivan gibi düşünmek Zorunda Değil

ZAOB’un kurulmasına karşı çıkmak başka bir şeydir, bu oluşumun içinde yer almamak başka bir şey...
Zonguldak’taki akademik ve mesleki kuruluşların ortak hareket etmesini elbette değerli bulabiliriz. Kentin sorunlarının birlikte konuşulması, ortak akıl oluşturulması ve Zonguldak’ın menfaatleri için güç birliği yapılması önemlidir.
Fakat bir meslek odasının böyle bir yapıya katılıp katılmaması kendi yönetiminin değerlendireceği bir konudur.
Katılmadı diye “istifa et” demek ise bana göre oldukça ağır bir yorumdur.
Çünkü herkes olaylara aynı pencereden bakmak zorunda değildir.

Metin Pehlivan’ın düşüncesi farklı olabilir. Buna saygı duymak gerekir.
Ama aynı şekilde mevcut Tabip Odası yönetiminin de kendi kararını verme hakkına saygı göstermek gerekir.

Pehlivan’ın açıklamasında en dikkat çekici noktalardan biri de Tabip Odası’nın uzun süredir aynı isimler tarafından yönetildiği yönündeki eleştirileri...
Burada da farklı düşünmek mümkün.
Bir yönetim uzun süre seçim kazanıyorsa bunun tek bir anlamı vardır:
Üyeler o yönetimi tercih ediyor.
Seçim dediğimiz şey zaten bunun için yapılmıyor mu?
Sandık kuruluyor, adaylar çıkıyor, üyeler oyunu kullanıyor ve kazanan görevi üstleniyor.
Sonuç hoşumuza gitse de gitmese de sandıktan çıkan iradeye saygı göstermek gerekiyor.
Eğer mevcut yönetim başarısızsa bunun hesabını yine üyeler sandıkta soracaktır.
Dolayısıyla seçimle göreve gelmiş bir yönetime, yalnızca kişisel değerlendirmeler üzerinden “meşruiyetini kaybetti” demek çok doğru bir yaklaşım değil.

2 bin 500 Hekim Tartışmaşı


Pehlivan, Zonguldak’ta yaklaşık 2 bin 500 hekimin bulunduğunu, ancak Tabip Odası’nın yaklaşık 400 üyesi olduğunu ve mevcut başkanın 138 oyla seçildiğini ifade ediyor.
Bu rakamlar üzerinden yönetimin temsil gücünü tartışmaya açıyor.
Burada elbette konuşulması gereken bir konu var.

Birincisi: Doktorlar odaya üye oldu da o da mı kabul etmedi ,
İkincisi;; bir seçimde adayların aldığı oy ile kentteki toplam hekim sayısını doğrudan karşılaştırmak, seçimin nasıl yapıldığını ve kimlerin oy kullanma hakkına sahip olduğunu da göz önünde bulundurmadan tek başına yeterli bir ölçü değildir.
Önemli olan, seçim sisteminin kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilen seçim sonucunda kimin göreve geldiğidir.

Eğer hekimler daha güçlü bir katılım ve farklı bir yönetim istiyorsa bunun yolu bellidir:
Sandık.

Bir tabip odasının asli görevi, hekimlerin mesleki ve özlük haklarını savunmak, sağlık politikalarını takip etmek, hekimlerin ve toplumun sağlık hakkıyla ilgili sorunlarda söz söylemek ve gerektiğinde kamuoyunu bilgilendirmektir.
Dolayısıyla bir yönetimin başarısını yalnızca ZAOB’a üye olup olmaması üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Asıl bakılması gereken şudur:
Hekimlerin sorunlarına ne kadar sahip çıkıyor?
Sağlık çalışanlarının yaşadığı problemleri ne kadar gündeme getiriyor?
Zonguldak’ın sağlık sorunları konusunda ne yapıyor?
Hekimlerin haklarını ne kadar savunuyor?
İşte bunlar gerçek anlamda tartışılması gereken konulardır.

Şehir Hastanesi ve Eski Fevlet Hastanesi gündemi

Pehlivan’ın açıklamasında Şehir Hastanesi projesi ve Atatürk Devlet Hastanesi’nin eski binasıyla ilgili de ciddi eleştiriler bulunuyor.
Bunlar elbette hafife alınacak konular değil.
Zonguldak’ın sağlık yatırımları, hastanelerin durumu, sağlık hizmetlerinin geleceği ve hekimlerin çalışma koşulları herkesin konuşması gereken meselelerdir.
Fakat burada da eleştirinin somut veriler üzerinden yapılması gerekir.
“Hiçbir şey yapmıyorlar” demek yerine, “Şu konuda şu tarihte şu adımı atmadılar” denirse kamuoyu da neyin tartışıldığını daha net anlayabilir.
Çünkü vatandaş artık sadece kavga görmek istemiyor.
Vatandaş çözüm istiyor.

Kim Haklı Kim Haksız?

Bu tartışmada taraflardan birini tamamen haklı, diğerini tamamen haksız ilan etmek kolay.
Ama mesele o kadar basit değil.
Doç. Dr. Metin Pehlivan’ın eleştirileri dikkate alınabilir. Hatta bazı eleştiriler üzerinden Tabip Odası yönetiminin kamuoyuna açıklama yapması da faydalı olabilir.
Ancak eleştiri yapmak başka, doğrudan istifa çağrısı yapmak başka bir şeydir.
Aynı şekilde mevcut yönetimin de “Biz seçildik, işimiz bitti” anlayışında olmaması gerekir.
Çünkü seçim kazanmak yönetimin başlangıcıdır, sonu değil.
Hekimlerin sorunları varsa dinlenecek.
Eleştiri varsa cevap verilecek.
Eksik varsa tamamlanacak.
Ve kamuoyunun kafasında soru işareti varsa bunlar giderilecek.

Sayın Pehlivan...
Eleştirilerinizi dile getirmeniz elbette hakkınız.
Ancak ZAOB’a girilmedi diye Tabip Odası yönetiminin istifa etmesini istemek bana göre doğru bir gerekçe değil.
Eğer mevcut yönetimin başarısız olduğunu düşünüyorsanız, bunu somut çalışmalar üzerinden ortaya koyun.
Hekimlerin hangi sorunlarında sessiz kaldığını, hangi konuda ne yapmadığını, hangi sağlık sorununa neden müdahale etmediğini anlatın.
Böylece tartışma kişisellikten çıkar, gerçek bir hizmet ve temsil tartışmasına dönüşür.
Çünkü Zonguldak’ın doktorları da vatandaşları da kavga değil, çözüm bekliyor.
Son sözüm şu:
Bir yönetimi eleştirebilirsiniz. Beğenmeyebilirsiniz. Daha iyi bir yönetim isteyebilirsiniz. Ama seçilmiş bir yönetimin istifasını istemek için çok daha güçlü ve somut gerekçelere ihtiyaç vardır.
ZAOB meselesi üzerinden başlayan bu tartışmanın, Zonguldak sağlık camiasına zarar veren bir kavgaya değil; hekimlerin haklarının, sağlık hizmetlerinin ve kentin sağlık geleceğinin daha güçlü şekilde konuşulmasına vesile olması dileğiyle...