Zonguldak’ta amatör futbol sezonu daha başlamadan alarm vermeye başladı.

Sahada düdük çalmadı ama kriz çoktan başladı.
Bir tarafta yeni sezon için hazırlık yapan futbolcular, çocuklarını futbol sahalarına göndermek isteyen aileler, yıllardır kulüplerini ayakta tutmaya çalışan yöneticiler...
Diğer tarafta ise zamanında tamamlanmayan işlemler nedeniyle lige katılıp katılamayacağı belirsiz hale gelen kulüpler.

İşin ilginç tarafı şu:
Bu kriz transferden, saha yetersizliğinden ya da ekonomik sorunlardan çıkmadı.
Bir denetim formunun zamanında teslim edilmemesinden çıktı.

90 Kulübün Yarısı Neden Süreci Tamamlamadı?

Türkiye Futbol Federasyonu, amatör kulüpler için gerekli kriter ve denetim formlarının teslimi konusunda Mayıs ayında süreci başlattı ve kulüplere 31 Ağustos’a kadar süre verdi.
Zonguldak’ta faal görünen 90 kulüpten yalnızca 45’inin gerekli belgeleri teslim ettiği belirtiliyor.

Yani 45 kulüp işlemini yapmış, 45 kulüp ise yapmamış.
Şimdi bunun sonucunu hep birlikte izliyoruz.
Normal şartlarda 12 takımın mücadele etmesi gereken Süper Amatör Lig’in 5 takıma kadar düşme ihtimali var.
Birinci Amatör Lig’de 11 takım yerine 7 takımın mücadele etmesi gündemde.
İkinci Amatör Lig’de ise durum daha da vahim.

Burada artık "ligler ne zaman başlayacak?" sorusundan önce başka bir soru sormamız gerekiyor:

Bu liglerde kaç takım sahaya çıkabilecek?

Bir Ligi 12 Takımdan 5 Takıma Düşürmek Ne Anlama Geliyor?
Futbol sadece puan tablosundan ibaret değildir.
Bir ligde takım sayısının azalması, zincirin bütün halkalarını etkiler.

Daha az maç demektir.
Daha az gelir demektir.
Daha az futbolcuya forma şansı demektir.
Daha az genç oyuncunun kendisini gösterme fırsatı demektir.

Ve belki de en önemlisi, futbolun tabana yayılmasının zayıflaması demektir.

Bugün Süper Amatör Lig’de 12 takım yerine 5 takım kalıyorsa, bunu yalnızca bir sezonun fikstür problemi olarak görmemek gerekir.
Bu, amatör futbolun ne kadar kırılgan hale geldiğinin göstergesidir.

U14 Kura Çekimindeki Tablo Da Düşündürücü

Daha da düşündürücü olan ise U14 Ligi kura çekiminde yaşananlar.
13 takımın katılması gereken kura çekiminde yalnızca 2 takımın temsilcisinin bulunması, ister istemez insanın kafasında soru işaretleri oluşturuyor.


Burada çocuklardan bahsediyoruz.
Henüz futbolun başındaki çocuklardan...
Onların sahaya çıkması, forma giymesi, arkadaşlarıyla mücadele etmesi ve spor yapması için kulüplerin de sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Kura çekimine dahi gereken ilgi gösterilmiyorsa, sorun sadece federasyonun istediği bir formun doldurulmaması değildir.
Ortada daha büyük bir sahiplenme problemi vardır.

Kulüplerin De Sorumluluğu Var

Elbette bütün sorumluluğu TFF’ye yüklemek doğru olmaz.
Kulüplerin de aynaya bakması gerekiyor.
Bir kulüp yönetiyorsanız, federasyonun açıkladığı takvimi takip etmek zorundasınız.
Bir son tarih belirlenmişse o tarihe uymak zorundasınız.
Üstelik burada bahsettiğimiz işlem, yıllarca sürecek karmaşık bir bürokratik işlem de değil.
Ancak "nasıl olsa süre uzatılır" düşüncesiyle hareket ediliyorsa, bugün ortaya çıkan tablonun şaşırtıcı olmadığını kabul etmek gerekir.

Ama TFF de Bu Tabloyu Görmezden Gelmemeli

Öte yandan mesele artık yalnızca kulüplerin ihmali noktasında bırakılabilecek kadar küçük değil.

Çünkü benzer sorunların başka illerde de yaşandığı belirtiliyor.
İstanbul, Kocaeli ve Düzce gibi illerde de kulüplerin önemli bir bölümünün gerekli bildirimleri yapmadığı ifade ediliyor.
Düzce’de 60 kulüpten sadece 5’inin form teslim ettiği yönündeki bilgi bile, sorunun boyutunu ortaya koymaya yetiyor.
Demek ki ortada sadece Zonguldak'a özgü bir yönetim problemi yok.
Türk amatör futbolunun tamamında üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo var.

Bir Ek Süre Verilirse Ne Olur?

Bence burada yapılması gereken, kulüplerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadan çözüm üretmek.
TFF, ortaya çıkan tabloyu dikkate alarak son bir fırsat yaratabilir.
Ancak bu fırsatın şartları da açık olmalı.
Kulüplerden gerekli belgeler istenir.
Süre kesin olarak belirlenir.
Bir daha mazeret kabul edilmeyeceği açıkça ortaya konur.
Böylece hem federasyon kendi koyduğu kurallardan tamamen vazgeçmemiş olur hem de amatör futbolun büyük bir darbe almasının önüne geçilebilir.
Çünkü bugün bir kulübün lige alınmaması, sadece o kulübün yöneticilerini ilgilendirmiyor.
O takımda oynayacak futbolcuyu da ilgilendiriyor.
Antrenörü de ilgilendiriyor.
Ailesini de ilgilendiriyor.
Hatta o takımın formasını yıllardır taşıyan mahalleyi, beldeyi, ilçeyi ve taraftarı da ilgilendiriyor.
Zonguldak’ta Futbolun Geleceği İçin Herkes Elini Taşın Altına Koymalı
Zonguldak zaten amatör futbol açısından çok kolay şartlara sahip bir kent değil.
Saha problemi var.
Tesis problemi var.
Maddi imkân problemi var.
Altyapı problemi var.
Bütün bunların üzerine bir de ilgisizlik eklenirse, amatör futbolun ayakta kalması daha da zorlaşır.
O yüzden artık herkesin sorumluluğunu hatırlaması gerekiyor.

Kulüpler görevini yapacak.

Federasyon yol gösterecek.
İl temsilciliği süreci takip edecek.
Yerel yönetimler imkânları ölçüsünde destek olacak.
Ve spor kamuoyu da bu sürecin takipçisi olacak.
Çünkü amatör futbol, profesyonel futbolun gölgesinde kalacak kadar önemsiz değildir.
Tam tersine, profesyonel futbolun temelidir.
Bugün U14’te top koşturan bir çocuk, yarın Zonguldak’ın profesyonel takımında, başka bir kulüpte veya milli takımda forma giyebilir.
Ama bugün o çocuğa oynayacak lig bulamazsak, yarının futbolcusunu nasıl yetiştireceğiz?

Bu Mesele Bir Form Meselesi Değil

Uzun yıllardır amatör futbolu takip eden bir gazeteci olarak benim gördüğüm tablo şu:
Zonguldak’ta mesele artık sadece bir denetim formunun doldurulup doldurulmaması değil.
Mesele, amatör futbola ne kadar sahip çıktığımızdır.
Kulüplerin de federasyonun da üzerine düşeni yapması gerekiyor.
TFF’nin ortaya çıkan tabloyu yeniden değerlendirmesi ve amatör futbolun zarar görmesini önleyecek bir çözüm üretmesi gerektiğine inanıyorum.
Çünkü sahaya çıkamayan bir takım sadece bir maç kaybetmez.
Bir çocuğun hayali yarım kalabilir.
İşte asıl mesele tam da budur.