Bu konuda her ne kadar ayları malzeme yapıyor olsak da, bir insana koç- aslan desrek havalara girer, ayı dersek; gücü yetiyorsa döver, yetmiyorsa dava açar, çünkü artık memlekette hak-hukuk ararken zaman kaybı olmasın diye herkes kendi hukukunu devreye sokuyor ve ayı olmasına rağmen ayı benzetmesine kızıyor, aslanın yanından geçmemesine rağmen aslan deyince aslan kesiliyor ve kasılıyor.
Taşı gediğine koymak için usta kalemler öyle güzel koyuyor ki ruhunuz bile duymuyor, benim gibi sıradan insanlar da taşı gediğine koymak için bin dereden su getirip aş yapmaya çalışıyor.
Kestim!..
Zonguldak’ta yaşıyoruz, bu kentin yeraltındaki servetten bugüne kadar sebeplenmeyen T.C Vatandaşı yoktur, herkes ucundan-kıyısından sebeplenmiştir, Zonguldak ile ve kömür ile uzaktan-yakından ilgisi olmayanlar bile direk veya dolaylı yollardan bu kentin ekmeğini yemiştir. Kadir kıymet bilene helal-i hoş olsun, yiyip gidene ve bu kente ihanet edene zehir zıkkım olsun, ayrım yapmıyorum, her kim ki bu kente ihanet etmiş ise yakınım bile olsa helal etmiyorum…
Şimdi dönelim ayının bildiği fıkralara: Bu kentte iki tane faal vaziyette Termik santraller çalışmaktadır ve kuruluş amaçları kentin düşük kalorili kömürlerinin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması. Santrallerden birisi besleme ve diğer dizaynları açısından ithal kömüre uygun yapıldığından ve ihtiyacını Zonguldak kömürlerinden karşılanmasının güç olması nedeniyle ve de artık kurulmuş ve üretim yapıyorken dönen çarkına çomak sokmanın kimseye bir faydası yok, diğer termik santral ise tamamen yerli kömüre dayalı bir besleme yöntemi ile üretim yapmasına rağmen günlük tüketimine bakıldığında yerli üretimden gelecek kömürlerin artık ihtiyacını karşılamada zorluklar çekeceği de bir gerçek, kurulmuş bir sistem var ve enerji üretmesi ülkemiz ve kentimiz çıkarınadır, çıkarınadır ama görülüyor ki yerli üretimde yaşanan sıkıntılar yüzünden bu tesisler de ihtiyacını karşılayamayacak duruma gelmek üzere. Bölgemizde kurulu gücün kapasitesi, faydası ve zararları üzerine bir şey söylemek istemiyorum, bu başka bir yazı konusu ama bu sistemler kurulmuş ve üretimleri devam etmektedir, burada asıl amaç enerji sektörüne yapacakları katkıya bu kentin de faydalı olması ve faydalı olurken de emniyetli ve yüksek üretimle sürece katkı yapması herkesin çıkarınadır. Teknik rakamalar ve teknik konulara girmeyeceğim, bu hususlar defalarca yazıldı ve gündeme getirildi. Bu kentin iş yapacak siyasetçileri ne yazık ki bu konuda başka ucuz kahramanlılar peşinde olduklarından yaşanan sorunlar bir türlü çözüme kavuşmadı, çözüm önerilerinde hep sağıra yattılar, çünkü çözüm önerilerinde uzun vadede kent kazanacaktı, kısa vadede siyasetçi kaybedecekti ama, ilerleyen zamanlarda bu kentte heykeli dikilecekti. Hiçbir dönemde bu hayal gerçekleşmedi ve artık deniz bitti, bu kentin yeraltındaki servetinin kapılarına kilit vurulmak üzere ki Allah korusun böyle bir durumda o kilit sonsuza kadar bir daha açılamaz, o zaman Ankara’da rahatlar, kentin siyasetçileri de!
Fıkra bu kadar...