Coğrafi yapısı itibariyle dar bir alanda kurulmuş olan Türkiye’nin ilk vilayeti Karaelmas diyarı Zonguldak gelinen noktada araç yoğunluğu sebebiyle nefes alamaz hale geldi.

Taşkömürünün bulunmasıyla 70’li yıllarda madenlerde 50 binin üzerinde işçi çalıştıran o zamanki adıyla (EKİ) Ereğli Kömürleri İşletmesi daha sonra adını Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) olarak değiştirmişti.

Yıllar yılı kovaladı Zonguldak’ın yerin altındaki geniş rezervli taşkömürü sayesinde ilimiz teknolojik imkanları da kullanarak büyüdükçe büyüdü ve Türkiye’nin ekonomisine lokomotif görevini en iyi şekilde yerine getirdi.

Şimdiki Gazipaşa caddesinde kömür vagonlarıyla trenlerle limana gemilere yüklenmek üzere kömür nakli yapıldı. Dağ-taş kömür fışkırıyordu. Arabaların ise esamisi yoktu. Toplasan 100 aracı geçmiyordu. Yani insan da azdı ve trafik sıkıntısı diye bir şey yoktu.

Bu bolluk günlerinden sonra TTK’da zaman içerisinde 50 bin çalışan sayısı kurum zarar ediyor gerekçesiyle sürekli emeklilik devreye sokularak küçüldükçe küçüldü ve gelinen noktada TTK artık yok sayılmaya başladı. Ocaklarda çalışanlara tadilat yapılıyor eksiklikler gideriliyor gerekçesiyle de işçiler çalıştırılmamaya başladı.

Bu anlattıklarımız TTK’nın muhteşem günleriydi bunu böylece kısaca izah ettikten sonra şimdi gelelim Zonguldak’ın asıl can alıcı konusuna…

ZONGULDAK BOĞULUYOR

VALİ AYLAR ÖNCE UYARMIŞTI

Zonguldak eski Zonguldak olmadığı gibi TTK’da eski TTK değil. Her geçen sene gelişen ve değişen doğa harikası Zonguldak’ta öylesine bir trafik yoğunluğu baş gösterdi ki şehir bu ağaç yoğunluğu sebebiyle boğulma noktasına geldi.

Açayım konuyu.

Zonguldak’a yeni atanan Vali Osman Hacıbekteşoğlu’nu Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) Başkanlığını yaptığım dönemde kendisini Valilik makamında ziyaret etmiştim.

Konu konuyu açtı şehrin meseleleri hakkında görüş alış verişinde bulunduğumuz konuşmamızda Vali’nin o açıklamaları şimdi aynen hayatın ta kendisi olmaya başladı.

Diğer vilayetlerde olduğu gibi Zonguldak’ta da vatandaşların otomobile olan ilgisi inanılmaz şekilde artış gösterdi. Her evde bir hatta iki otomobil olmaya başladı. Elbette otomobil büyük bir ihtiyaçtı ve her eve lazımdı ancak otopark yetersizliği yüzünden şehir nefes alamaz hale geldi.

Sayın Vali Osman Hacıbektaşoğlu uyarmıştı ve haklı çıktı.

Demişti ki, “Mustafa bey Zonguldak birkaç sene içerisinde böyle devam ederse ve otopark sıkıntısı çözülmezse bu şehir bu araç yoğunluğunu kaldırmayacaktır. Şehri Gazipaşa caddesinden mutlaka kurtarmak ve ileri alanlara taşımak lazım.”

Devlet tecrübesi olan Sayın Valimizin bu uyarısı maalesef dikkate alınmadı. Otopark yapıp bu sıkıntıyı çözme işinin adresi Zonguldak Belediyesine aitti ama maalesef bu kanayan yaraya çözüm bulmak adına bir adım atılmadı.

Zonguldak’ın Gazipaşa ağırlıklı başta olmak üzere her yerde trafik işkencesi var. Buradan Sayın Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e çağrımızdır.

Sosyal belediyecilik anlamında özellikle yazın halkın deniz ihtiyacını gidermek adına sahillerde güzel çalışmalar yaptınız ve halkı da memnun ettiniz.

Havalar sıcak deniz güzel ama şöyle Emirgan otelden aşağı doğru Tersane ve Kapuz içine kadar bir göz atın ve bakın bakalım araç yoğunluğuna. Sağlı-sollu araç yoğunluğundan trafik kilitlenme noktasında olduğunu göreceksiniz.

Atatürk Devlet Hastanesinin önünde ise başka bir sıkıntı var ama Belediye buraya park eden araçlardan para kazanıyor. Trafik paket olmuş kimin umurunda. Gazipaşa caddesinde ise insanlar yürüyemez halde. Ambulansların siren sesleri yeri göğü inletiyor.

Uzun lafın kısası diyeceğim şudur ki, otopark sorununu bir an önce çözmezseniz bu yükün altında kalırsınız. Benden söylemesi. Bu trafik araç yoğunluğunu Zonguldak artık kaldırmıyor. Sayın Valimizin geldiği ilk dönemdeki bu ciddi uyarısını da kulak arkası etmeyin. Kalın sağlıcakla.