“Domuzburnu” başlığını görünce ne anlama geldiğini merak edeceğinizi tahmin ediyorum.

Biraz ürkütücü bir isim olarak görülse de aslında çok mükemmel bir yer olduğunu anlattığımda sizler de hak vereceksiniz.

Şimdi gelelim “Domuzburnu” ne demek konusuna.

Aslında bugünkü köşe yazımda böyle bir konuya değineceğim aklımın ucundan dahi geçmedi.

Anlatayım.

21 Haziran Pazar günü baktım hava güneşli ve çok sıcak.

Ne yapayım nasıl vakit geçireyim derken kızım Tuğba’dan bir ses geldi.

“Baba ne olur bizi bugün denize götür.”

Düşündüm ve kızımı kırmamak adına tamam dedim.

Maden denize gitmeye karar verdik ablamı da çağıralım dedik ve ablam da yaşı 77 olmasına rağmen denizi çok sevdiğini bildiğimden ona da haber vererek saat 11 gibi arabamla Göbü sahiline gitmeye karar verdik.

Yiyecek içecek deniz kenarında ne olması gereken her şeyi hazırladıktan sonra evden çıktığımızda ablam beni telefonla aradı ve “Domuzburnuna gidiyoruz” dedi.

Çok eskiden de buraya kardeşim SELO Reisin motoruyla gittiğimizi hatırlıyorum ama belki 15 seneden beri gitmediğimi biliyorum.

Ablama dedim ki, “Buraya arabayla gidilmiyor sadece deniz yoluyla motorla gidiliyor. Nasıl gideceğiz?” dediğimde;

“Kardeşimiz SELO Reis bizi motorla getirecek” dedi.

Böyle karar verdikten sonra Kilimli limanında gayet büyük ve geniş motoru olan SELO Reis bizi Kilimli limanında bekliyordu ve liman giderek motorun yanına ulaştık ve elimizdeki malzemeleri motora yükleyerek deniz yoluyla manzarayı seyrede seyrede sahilden yaklaşık 30 dakikada Domuzburnuna ulaştık.

Domuzburnu denen sahil Kilimli ilçesine bağlı üst kısmı yemyeşil dağlarla kaplı iki dağın arasında olan bir yer ve buraya araçla gelmek mümkün değil. Eskiden öyleydi. Ama gördük ki uyanıklar yıllar içerisinde dağ-taş demeden Çatalağzı Doğancılar mahallesinden bir şekilde dağa yamaçlarına kadar araba yolu yaparak buraya ulaşmayı başarmışlar.

Dağın tepesine kadar gelen yol sonrası 300 metre kadar yürüyerek sahile ulaşıldığını gördük. Daha da önemlisi buranın yerli insanları sahilin tam dip kısımlarına irili-ufaklı barınabilecek evler yaparak buralara da çökmüşler.

Neyse motoru sahile demirleyip denizin keyfini çıkarmak için doyasıya yüzdük. Biz gittiğimizde 3-5 aile vardı ve saatler ilerlediğinde biraz daha kalabalıklaştı. Merak edip barakalarında ailece oturan bir vatandaş yanımıza geldi ve yabancı olduğumuzu anlamış olacak ki, “Nereden geldiniz” diye sordu.

Kendimi tanıttım ve gazeteci olduğumusöyleyerek buranın hakkında bilgi almaya başladım. Efendi olduğu belli olan bu vatandaş “Hoş geldiniz buraya pek yabancı olanlar pek uğramaz ama siz motorla geldiğinize göre iyi yapmışsınız. Araçla gelmeyi çoğu kimse bilmez. Keyfinize bakın.” dedi.

Deniz gayet temiz güzeldi ve sıcaktı keyfini çıkardık. Buranın hemen arka kısmında da Eren Enerji limanı olduğunu da gördük. Saatler 4’ü gösterdiğinde de ayrılma kararı alarak motorla yeniden Kilimli limanına doğru hareket ettik.

Kilimli limanı mendireğine ulaştığımızda 2-3 balıkçı motorlarının istavrit balığı tuttuklarını gördük ve Selo Reise “Balık çaparası varsa bizde biraz balık tutalım akşama yeriz” diyerek motoru istop ederek başladık “Rastgele” demeye.

İlk 10 dakik sadece 4 balık tuttuk ama diğer balıkçıların kanca-kanca balık tuttuklarını görünce biraz daha mendirek kısmına giderek burada şansımızı denedik. Bir yanda Selo Reis diğer yanda ben çift çapara atarak balığın olduğu alana gelmiş olacak ki 1 saat içerisinde bir kova yani 2 kilo balık tutarak bu güzel günü tamamladık. Akşamda evde hep birlikte afiyetle yedik. Günün yorgunluğuna değmişti.

Diyeceğim o ki, Domuzburnunusahilini bilmeyenlere tavsiyem şudur. Bu doğa harikası olan yere mutlaka gidin ve doğanın ve denizin keyfini çıkartın.

Adı DOMUZBURNU gibi kaba bir isim olsa da gerçekten gitmeye değer harika bir yer diyerek nokta koyuyorum. Kalın sağlıcakla…