Zonguldak, tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçiyor. Madencilik geleneğiyle, emeğiyle ve kömürle anılan kentte gözler bu kez Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) çevrilmiş durumda.

Yaşanan iki flaş gelişme, yalnızca kurumun değil, Zonguldak’ın tamamının geleceğini yakından ilgilendiriyor.

Mahkemeden İkinci Bilirkişi Hamlesi

TTK ile ilgili daha önce hazırlanan bilirkişi raporları mahkemeye sunulmuştu. Ancak mahkeme, bu raporları yeterli bulmayarak ikinci bir bilirkişi incelemesi talep etti. Bu karar, sürecin kısa vadede netleşmeyeceğini, hukuki boyutun daha da derinleşeceğini gösteriyor. Bilirkişi raporlarının içeriği resmi olarak açıklanmadığı sürece, kulis bilgileri ve söylentilerin hiçbir hukuki karşılığı bulunmuyor.

Dört Müessese İçin İŞKUR’a Başvuru

Aynı saatlerde yaşanan ikinci gelişme ise sürecin idari boyutunu doğrudan etkiliyor. TTK Genel Müdürlüğü, dört ayrı müessese için İŞKUR İl Müdürlüğü’ne resmi başvuruda bulundu. Bu başvurunun amacı net: Müfettişlerin tespit ettiği eksikliklerin giderilebilmesi için geçici olarak mühürlerin kaldırılması.
Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta var. Bu başvuru, eksikliklerin inkârı değil; aksine, eksikliklerin kabul edildiğinin açık bir göstergesi.

“İŞKUR Ne Alaka?” Sorusu Ve Yasal Süreç

Kamuoyunda sıkça sorulan soru şu: “İŞKUR bu işin neresinde?”
Mevzuata göre, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili mühürleme ve mühür kaldırma süreçleri İŞKUR üzerinden yürütülüyor. Sistem böyle işliyor, prosedür böyle.
İŞKUR ilgili bakanlık müfettişlerine resmi yazıyı iletecek. Müfettişlerden gelecek cevaba göre iki ihtimal masada:
Geçici olarak mühürler kaldırılacak ve “eksiklikleri giderin” denilecek,
Ya da mühürlerin kaldırılmasına izin verilmeyecek ve süreç tamamen farklı bir yol haritasına evrilecek.

Eksiklikler Küçük Değil, Hayati Ve Maliyetli

Ortaya çıkan tablo, sorunun basit olmadığını net biçimde gösteriyor. Müfettişlerin tespit ettiği eksiklikler;
Üç–beş milyon liralık,
Kısa sürede tamamlanabilecek,
Günlük çözümlerle giderilebilecek türden değil.
Söz konusu eksiklikler, çokça sıfırlı milyon dolarlarla ifade edilen yatırımları kapsıyor. Özellikle jeneratörler gibi kritik ekipmanlar, “gidip alıp koyayım” denilecek türden değil. Bu ekipmanların temini ve kurulumu aylar sürebilecek bir zaman dilimi gerektiriyor.

Asıl Sorulması Gereken Soru: Kurullar Nasıl İşledi?

Bu noktada Zonguldak kamuoyunun ve maden emekçilerinin sorması gereken temel sorular var:
İş sağlığı ve iş güvenliği kurulları, bu müesseselerde mevzuata göre mi, yoksa alışkanlıklara göre mi işletildi?
Eğer mevzuata göre işletildiyse;
Bu eksiklikleri görmeyen,
Tutanaklara geçirmeyen,
Gidermeyen, Israrla raporlamayan kurul üyeleri ne olacak?
Bu sorular, yalnızca yöneticileri değil; sendika temsilcilerini ve kurulda görev alan herkesi ilgilendiriyor.

Sendikalar İçin De Net Bir İlke: Önce Can

Sendikalar, sosyal hakların savunucusudur. Ancak madencilikte tartışmasız bir öncelik vardır: Önce can güvenliği. İş sağlığı ve iş güvenliği, pazarlık konusu yapılamaz. Eksikliklerin görmezden gelinmesi, sümen altı edilmesi ya da “sonra bakarız” anlayışı, Zonguldak’ın geçmişte ağır bedeller ödediği bir yaklaşımdır.

Zonguldak İçin Zamanla Yarış

Bugün gelinen noktada TTK için kolay aşılabilecek bir süreçten söz etmek mümkün değil. Hem hukuki hem teknik hem de mali açıdan zorlu bir dönemden geçiliyor. Cuma gününe kadar sürecin ana çerçevesinin netleşmesi bekleniyor.
Ancak gerçek şu: Top şu anda İŞKUR’da.
İŞKUR’un bakanlık müfettişlerinden alacağı görüş, TTK’nın önümüzdeki dönemde hangi yoldan ilerleyeceğini belirleyecek.

Zonguldak Bu Süreci Yakından İzlemeli

TTK’da yaşananlar, yalnızca bir kurumun meselesi değil. Bu süreç; Zonguldak’ın ekonomisini, istihdamını, sosyal dengelerini ve geleceğini doğrudan ilgilendiriyor. Şeffaflık, doğru bilgi ve tarafsız değerlendirme her zamankinden daha önemli.
Zonguldak, tarihi günlerden geçiyor.
Ve bu kez herkesin gözü, haklı olarak, İŞKUR’dan çıkacak kararda.