Evet yanlış okumadınız aynen de böyle bir durum yaşanıyor
Cumhuriyet Halk Partililer artık iktidardan çok Cumhuriyet Halk Partililerden nefret ediyor.
Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi'ne veda etti ve şöyle bir tablo oluştu. Cumhuriyet Halk Partisi ve türevlerinin bu aşamada, bu şartlarda, bu kavganın içindeyken Türkiye'de seçim kazanma ihtimalleri artık kalmadı. Neden? Çünkü Cumhuriyet Halk Partililer artık iktidardan çok Cumhuriyet Halk Partililerden nefret ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi kendi tabanını Özgür Özel'in kuracağı partiye kaptırmamak için orayı kötüleyecek. Özgür Özel ve arkadaşları da Cumhuriyet Halk Partisi tabanını kendi yanlarına çekmek için Cumhuriyet Halk Partilileri kötüleyecek. Yani karşılıklı olarak birbirlerinden nefret eden Cumhuriyet Halk Partililerin iktidarla uğraşacak vakti de hali de kalmayacak. Ve yürütecekleri siyaset sadece birbirlerine zarar verecek. Yani bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi de zarar görecek. Özgür Gözel'in kuracağı yeni parti de zarar görecek.
Cumhuriyet Halk Partililerin birbirlerine karşı duydukları öfke ve nefret duygusu artık iktidara karşı büyüttükleri öfke ve nefret duygusunun çok daha üzerine çıktı. Bu aşamada Cumhuriyet Halk Partisi'nin rakibi, iktidar partisi olmayacak Özgür Özel'in kuracağı yeni parti olacak. Özgür Özel'in kuracağı yeni partinin rakibi de AK Parti ve MHP olmayacak. Cumhuriyet Halk Partisi olacak.
Şimdi soruyorum. Ortadan ikiye ayrılan Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu kavganın içinden sağ çıkıp iktidara yürüyeceğini seçim kazanacağını düşünen var mı hala.
XXXXX
Gazetecilik Bir Meslekten Öte, Topluma Karşı Bir Sorumluluktur
Takvimler her yıl 24 Temmuz'u gösterdiğinde, gazeteciler için sıradan bir gün değil; mesleğin geçmişini, bugününü ve geleceğini yeniden değerlendirme günüdür. Çünkü 24 Temmuz, 1908 yılında Türk basınında sansürün kaldırıldığı, gazetecilerin kalemlerini özgürce kullanmaya başladığı tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle bugün yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda basın özgürlüğünün anlamını yeniden hatırlama günüdür. Ben de yaklaşık 30 yıllık gazetecilik hayatım boyunca yerel basının tüm zorluklarını yakından yaşayanlardan biriyim. Haber peşinde geçen uzun yıllar bana gösterdi ki gazetecilik sadece haber yazmak değildir. Gazetecilik; doğrunun peşinden gitmek, toplumun sesi olmak, haksızlıkları görünür kılmak ve kamu adına denetim görevini yerine getirmektir.
Yerel Basın; Sessiz Kahramandır
Ulusal medyanın gündemine taşınmayan birçok olay, yerel basının fedakârlığı sayesinde kamuoyuna ulaşmaktadır. Bir mahallenin sorunu, bir köyün su sıkıntısı, bir öğrencinin başarısı ya da bir vatandaşın mağduriyeti ilk olarak yerel gazetecilerin objektifinden ve kaleminden çıkar.Ancak bu önemli görevi yerine getiren yerel medya kuruluşları bugün ağır ekonomik koşullar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Artan baskı maliyetleri, dijital dönüşümün getirdiği rekabet, reklam gelirlerinin azalması ve ekonomik belirsizlikler, birçok yerel medya kuruluşunu zor durumda bırakıyor. Buna rağmen gazeteciler, çoğu zaman kişisel fedakârlıklarla görevlerini sürdürmeye devam ediyor.
Basın Özgürlüğü Demokrasinin Güvencesidir
Demokratik bir toplumun en güçlü temellerinden biri özgür basındır. Vatandaşın doğru bilgiye ulaşabilmesi, kamu kurumlarının şeffaflığının sağlanması ve toplumun gelişebilmesi ancak bağımsız gazeteciliğin varlığıyla mümkündür.
Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil, toplumun tamamının hakkıdır. Çünkü susturulan her gazeteci aslında doğru bilgiye ulaşmak isteyen milyonların sesinin kısılması anlamına gelir. Bu nedenle gazetecilerin baskılardan uzak, güvenli ve bağımsız şartlarda görev yapabilmesi demokrasinin vazgeçilmez şartlarından biridir.
Gazetecilik Fedakârlık İster
Gazetecilik; mesai saati olmayan, tatili bulunmayan, gecesi gündüzü belli olmayan bir meslektir. Bayramda da görev başındadır, afette de, seçimde de, depremde de... Çoğu zaman kendi ailesinden önce toplumun haber alma hakkını düşünen insanların mesleğidir.
Bu nedenle gazeteciliğin değeri yalnızca 24 Temmuz'da değil, yılın her gününde bilinmeli; basın emekçilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki haklarının korunması ortak bir sorumluluk olarak görülmelidir.
Kalem Kırılmaz, Gerçekler Susmaz
"Basın, milletin müşterek sesidir." sözü bugün de yol göstermeye devam ediyor. Çünkü güçlü bir toplum, ancak doğru bilgiye ulaşabilen bireylerden oluşur. Doğru bilginin adresi ise etik ilkelerden ödün vermeyen, tarafsız ve sorumlu gazeteciliktir.
24 Temmuz, sadece geçmişte kazanılmış bir hakkın yıl dönümü değildir. Aynı zamanda basın özgürlüğünü koruma, gazetecilik mesleğinin itibarını yükseltme ve gelecek nesillere daha özgür bir medya ortamı bırakma sorumluluğunu da hatırlatan anlamlı bir gündür.
Bu vesileyle, mesleğini büyük özveriyle sürdüren tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı kutluyor; görevleri başında hayatını kaybeden gazetecileri rahmet ve saygıyla anıyorum. Dileğim; kalemlerin hiçbir baskı altında kalmadığı, gazetecilerin özgürce görev yapabildiği, halkın doğru bilgiye engelsiz ulaşabildiği nice 24 Temmuzlara hep birlikte ulaşabilmektir.