Münih’in Yeşil Kararlarından Zonguldak’ın Karanlık Galerilerine, Bir Havzanın Sessiz Çığlığı. Yerin yüzlerce metre altında, kazma seslerinin ve kömür tozunun arasında şekillenen bir şehir düşünün: Zonguldak.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk il ilan edilen, ağır sanayisinin motoru, alın terinin ve "Kara Elmas"ın başkenti. Bugün bu tarihi kent, kendi sınırlarının çok ötesinde, Münih’in cam kaplı finans merkezlerinde ve Brüksel’in soğuk diplomasi koridorlarında alınan kararların gölgesinde tarihi bir yol ayrımına sürükleniyor.
Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı, net sıfır karbon hedefleri ve fosil yakıtlara kesilen finansman cezaları, küresel haritada küçük birer veri gibi durabilir. Ancak bu verilerin dünyadaki karşılığı, Zonguldak’ın vadilerinde evine ekmek götüren madencinin geleceğidir. Küresel iklim diplomasisinin parıltılı sahneleri ile maden ocaklarının zifiri karanlığı hiç bu kadar doğrudan karşı karşıya gelmemişti.
Münih’te Kapatılan Musluklar, Zonguldak’ta Kesilen Soluk
Münih merkezli finans devlerinin ve küresel bankaların "artık kömüre tek kuruş yok" kararı, Zonguldak’taki taşkömürü ocaklarında yankılanıyor. Taşkömürü, demir-çelik sanayiinin belkemiği ve kentin tek ekonomik damarı (mono-industrial) olma özelliğini korusa da, küresel finans sisteminin çemberi daralıyor.
Sermaye Ambargosu: Yeşil dönüşüm kriterleri nedeniyle uluslararası fondan mahrum kalan yerli üretici, ocakların modernizasyonu ve iş güvenliği teknolojileri için gereken sermayeyi bulmakta zorlanıyor.
SKDM Tehdidi
Avrupa’nın Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Zonguldak kömürüyle çarkları dönen Karabük ve Ereğli’deki demir-çelik devlerini doğrudan hedef alıyor. Yüksek karbon ayak izi, ihracatta ağır cezalar anlamına geliyor; bu da Zonguldak’ın kömürüne olan talebi bıçak gibi kesme riski taşıyor.
Zonguldak Masada Yoksa, İklim Zirvesi Bir Masaldan İbarettir
Krizin tam ortasında, dünyadan 50 sivil toplum kuruluşu COP31 (BM İklim Değişikliği Konferansı) öncesinde adeta bir uyarı fişeği ateşledi. Zirvenin ev sahipleri olan Türkiye’nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Avustralya İklim ve Enerji Bakanı Chris Bowen’a sunulan deklarasyon, diplomatik jargonun ötesinde sert bir gerekçeye dayanıyor: Kendi evinde kömürü bitirmeyen, dünyaya iklim liderliği taslayamaz.
İklim örgütlerinin Zonguldak’ın kaderini doğrudan etkileyecek net talepleri var:
Yeni Madenlere Derhal Kilit
Mevcut kömür sahalarının genişletilmesi ve yeni ocakların açılması projeleri derhal durdurulmalı.
Kömürden Çıkış Takvimi
Türkiye, net ve bağlayıcı bir kömürden çıkış (coal phase-out) tarihi açıklamalı.
Ancak Zonguldak gerçeği görmezden gelinerek alınan her karar, kenti devasa bir belirsizliğe itiyor.
İki Ucu Keskin Bıçak: "Adil Geçiş" Ya Olacak Ya Olacak!
Münih’ten bakan bir bürokrat için kömürden çıkış basit bir istatistiksel grafik olabilir; ancak Zonguldak için bu durum, 100 yıllık bir kentsel kimliğin ve yüz binlerin aşının yok olması demektir. Geçmişte İngiltere’nin Thatchercı politikalarla madenleri kapatması sonucu hayalet şehirlere dönen kentsel trajediler, Zonguldak’ın kapısındaki en büyük tehlikedir.
Tam da bu yüzden STK’ların çağrısındaki "Adil Geçiş" (Just Transition) vurgusu Zonguldak’ın can damarıdır:
İşçiyi ve Esnafı Korumak
Maden ocakları kapatılacaksa, orada çalışan on binlerce işçinin, ailelerinin ve madenciye hizmet eden yerel esnafın ekonomik olarak çökmesine izin verilemez.
Alternatif Bir Zonguldak İnşası
Kentin ekonomisi acilen yenilenebilir enerji üretimi, endüstriyel miras turizmi, yeşil liman lojistiği ve nitelikli sanayi alanlarına dönüştürülmelidir. Kömürün yerini alacak somut istihdam projeleri koyulmadan atılacak her adım, Zonguldak’tan kitlesel bir göç dalgası yaratacaktır.
Zonguldak Kaderine Terk Edilemez
Münih’in yeşil vizyonu ile Zonguldak’ın kömür karası gerçekliği artık kaçınılmaz bir noktada çakışmıştır. COP31, Türkiye’nin küresel iklim sahnesinde vitrin süslediği bir toplantı olmaktan çıkmalı; Zonguldak’ı yakıp yıkmadan karbonsuzlaşmayı başaracak tarihi bir dönüşümün miladı olmalıdır.
Kökleri yerin altındaki emekle yoğrulmuş bu kent, küresel kararların pasif bir kurbanı olamaz. Zonguldak’ın geleceği; masada unutulan bir madenci feneri gibi kararmamalı, adil bir yeşil dönüşümle yeniden aydınlatılmalıdır.