Kasım ayında Zonguldak’ta Bütçe Maratonu Başladı.
Her yılın kasım ayı, Türkiye genelinde olduğu gibi Zonguldak’ta da, yerel yönetimler koridorlarında adeta bir maraton başlar. Takvim yaprakları kasımı gösterdiğinde havalar soğur ama meclis salonlarında tansiyon tavan yapar. Neden mi? Çünkü bütçe görüşmeleri başlar da ondan!
Zonguldak İl Genel Meclisi'nin 20 günlük yoğun bütçe mesaisi 2 Kasım itibarıyla start alırken, il merkezinden beldelere kadar Zonguldak genelindeki 25 belediyede de benzer bir telaş hâkim.
Başkanların "Kasım" Sınavı: 2026’nın Muhasebesi, 2027’nin Hayali
Belediye başkanları için kasım ayı, kâğıt üstündeki rakamların gerçeğe dönüştüğü, en zorlu test haftasıdır. İl Genel Meclisi Başkanı Necdet Karaveli’den Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e, ilçe ve belde belediye başkanlarımıza kadar herkesin omuzlarında ağır bir yük var.
Geçen yıl yani 2026'da ne yaptık, nerede eksik kaldık? Önümüzdeki 2027 yılında bu şehre, bu beldelere ne kazandıracağız? İşte bu soruların cevabını bulmak, projeleri kaleme dökmek ve en önemlisi o bütçeyi meclisten geçirmek öyle dışarıdan göründüğü kadar kolay işler değildir.
Geçtiğimiz yıllardan da biliriz; kasım ayı meclis görüşmeleri hiçbir zaman süt liman geçmez. Kimi zaman sesler yükselir, kimi zaman geçmiş hesaplar açılır, kürsüden ateşli konuşmalar yapılır. Bütçeyi onaylatabilen rahat bir nefes alır, geçiremeyenler içinse koca bir kriz dönemi başlar. Gergin, tartışmalı ama bir o kadar da hareketli anlar Zonguldak siyasetinin o dinamik doğasını gözler önüne serer.
Meclis salonlarında bu kavgalar, tartışmalar ve planlamalar olup biterken, madalyonun bir de görünmeyen yüzü vardır. Biz gazeteciler...
Belediye başkanları, meclis üyeleri, il genel meclisi vekilleri ter döker; lakin en az onlar kadar biz gazetecilerin de işi zordur. Salonun en ön safında kılı kırk yararak bu tartışmaları takip etmek, tarafların sitemlerini zapteylemek, olup biteni objektif bir şekilde okuyucuya aktarmak büyük bir sabır ister.
Herkes kürsüye çıkıp konuşur, siyasiler atışır, meclis üyeleri el kaldırıp indirir; ama günün sonunda o gerginliğin, o hararetli havanın faturası, kalemiyle ekmek parçasını kovalayan biz gazetecilere kesilir. Kimi zaman yazılanlardan memnun kalmayanlar, kimi zaman "niye böyle yazdın" diyenler derken... Lafın özü; herkes konuşur, arada kalıp kahrı çeken yine bize olur!
Ne diyelim; başta Necdet Karaveli ve Tahsin Erdem olmak üzere tüm belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize ve tabii ki sahanın tozunu yutan meslektaşlarımıza kolaylıklar versin. Kasım ayı bereketli, bütçeniz hayırlı, kaleminiz keskin olsun!
XXXXX
HOCALAR KİMSEYE YARANAMIYOR!
Kışın akşamla yatsı namazı arası az bir vakit var diye, gelen *yaşlılar merdivenlerde düşüp takılmasın* diye lambayı açık bırakırdım.
Bir gün biri bana;
-Hoca bu ışıkları neden israf ediyorsun? dedi.
Ertesi gün *"lambaları kapattım",* bir diğeri;
- Hoca lambanın parası babanın cebinden çıkmıyor, faturayı devlet ödüyor, niye lambaları açık bırakmıyorsun? dedi.
Bir gün de, *"herkesin işini iyi yapması gerektiğini",* köy ve mahalle yollarının çukur olmaması gerektiğini anlattım.
Birileri;
- "Hoca belediyeyi, hükümeti niye eleştiriyorsun? "Ben daha Camiye gelmem" bilesin, dediler.
Başka bir gün *"belediyenin yaptığı bazı hizmetler için (Taziye çadırı, cenaze hizmetleri vs.) teşekkür"* ettim,
-Hoca neden tağuti sistemi övüyorsun? dediler.
*"Başörtüsü ve tesettürün hükümlerini anlattım,"*
birileri;
-Hoca bizim kadınlarımıza mı laf ediyorsun? dediler.
Bir başka gün;
-*"Açık gezmek elbette günah ama, bundan daha büyük günahlar da var."* dedim
Bir başkası;
- Hoca başörtüsünü ve tesettürü küçük mü görüyorsun? dediler.
*Başka bir gün namaz ve orucun faziletlerini anlattım.*
- Hoca din sadece namaz ve oruçla olmuyor. Neden dürüstlük, adalet gibi kavramlara değinmiyorsun? dediler.
Başka bir zaman;
- *"İslam'ın ilk emrettiği, adalettir, haktır, hukuktur dürüstlüktür."* dedim.
- Hoca kıldığımız namaz ve tuttuğumuz orucu hafife mi alıyorsun? dediler.
*"Teravih namazını biraz uzun tuttum"*
- Hoca teravihi hızlı kıldır, üst mahalledeki hoca 27 dk'da kıldırıyor. Bu namaz bu kadar uzun olmaz! dediler.
*Teravih namazını hızlandırmaya çalıştım.*
-Hoca yavaş! Hızına yetişemiyoruz! dediler.
Gençlerle top oynadım, onların ortamlarına girdim, *onları da kazanabilir miyim diye.* Bir takım yaşlılar;
-Hoca çocuk musun? dediler.
*Yaşlılarla oturup sohbet ettim, evlerine gittim,*
-Hoca sen de, falancanın evinden çıkmıyorsun' dediler.
Memur olarak Kanuni hakkım, insan olarak doğal ihtiyacım olan, *Yıllık izinimi kullandım,* biraz dinleneyim de görevimi daha gayretli ve heyecanlı olarak yapabileyim diye.
- Hocanın izni mi olur? dediler.
*Çalıştım çabaladım, çocukları okuttum.*
- Hoca çocukların dersi çok, onları camiye alıp, ödevlerinden alıkoyuyorsun! dediler.
*Zinayı, içkiyi, kumarı, faizi, kötüleyerek, günah hem de haram olduğunu söyledim.*
- Hoca bunları bize değil, devlete anlat, dediler.
*Daha yerel meseleler anlatıp, insani kural, kaidelere değindim,*
- Hoca sen de hiç faize, içkiye kumara bir laf etmiyorsun, Kur'an'daki ayetlerden bir kısmını gizliyorsun! dediler...
*Ayın 15'inde maaşımı aldım.*
- Hoca sen de banka memurusun, para alıp veriyorsun dediler.
*"istifa edeyim, gelip sizin yanınızda çalışayım"* dedim.
- Hoca sen bu işlerden anlamazsın. Git fatiha'nı oku' dediler.
*Kurban bayramında deri topladım, orayı-burayı aradım, zar zor belli bir fiyattan sattım;*
- Hoca bu kurban derilerini ucuza sattın! bana deseydin ya, dediler
*Bir sonraki bayram deri toplamadım;*
- Hoca derilerimiz evde bozuldu,neden toplamıyorsun? dediler.
*Önümüze yemek koydular yedik,*
- "Bu hocalarda yemeği çok seviyor" dediler.
*Bir mevlit okuduk, üç kuruş para verdiler,*
- "Bu hocalar paracı" dediler.
*Bir cenaze yıkadık,*
- "Tiksinmiyor musun, pamuk, mamuk, iğrenç" dediler.
*Bir gün otururken gördüler,*
- "Ooh hayat size güzel" "Hoca olmak varmış" dediler.
*"Nikahımızı kıy evlenelim* dediler,
- Resmi nikah yok! Bu olmaz dedik."
- Valla hocam O zaman günahımız boynuna, su kaynıyor " dediler.
*Nikahı kıydık ayrıldılar,*
-Savcı;
- "Gel bakalım" dedi.
*Nikah Kıymadık yüz çevirdik,*
- "köyü terk et" denildi.
*Cami elektrik faturası için para topladık,*
- Hoca bu diyanet'te her zaman bizden para topluyor, dediler.
Kimileri bize cumhuriyet düşmanı dedi.
Kimileri tağutun memurları dedi.
Kimi arkamızda namaz kılınmasını tartıştı.
Kimi bizim dediklerimizi alıp Müftülüğe yetiştirdi.
Velhâsıl kimseye yaranamadık. Ortada kaldık, İnşallah umudumuz odur ki, yarın mahşer günü Allah katında mahcup olmayalım...
Malum dün Diyanet Sen şubesini genel kurulu vardı din görevlilerden oluşan bir sendika.
Evet Tüm din gönüllüsü hocalarıma ithaf ediyorum.