Bazı insanlar vardır… Bir ortama girdiklerinde huzur bırakırlar.

Bir çocuğun başını okşarken, yaşlı bir insanın elinden tutarken,tanımadığı birine selam verirken bile insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatırlar.
Çünkü insan dediğin şey sadece nefes almak değildir.
Vicdan taşımaktır.
Merhamet taşımaktır.
Bir başkasının derdiyle dertlenebilmektir.
Ama bir de başka insanlar vardır…
Kibirden kendilerine saray kurmuşlardır.
Hayata tepeden bakarlar.
Kendilerini dokunulmaz sanırlar.
Sanki dünya onların etrafında dönüyor, onlar olmayınca hayat duracakmış gibi yaşarlar.
Oysa kibir abidesi insanlar, dünyanın en basit ve en zavallı insanlarıdır.
Çünkü gerçekten güçlü olan insanın kendini ispat etme derdi olmaz.
İçi dolu insan bağırmaz.
Karakter sahibi insan küçümsemez.
Kibirli insanlar genelde bir makamın arkasına saklanır.
Kimi koltuğunun gücüne yaslanır, kimi parasının,kimi de etrafındaki kalabalığın.
Ama insanın gerçek yüzü,o makam elinden gidince ortaya çıkar.
Çünkü bazıları makam sahibi değildir,makamın gölgesinde büyümüş zayıf karakterlerdir.
Hayatın en acı tarafı da budur aslında.
Bazı insanlar kendilerini büyük zanneder ama bıraktıkları tek şey kırgınlık olur.
Ne bir çocuğun duasında yerleri vardır ne bir garibanın gönlünde.
Ardından güzel söz bırakmayan insanların,hayatta büyük görünmesinin hiçbir anlamı yoktur.
Bugün toplumun en büyük yaralarından biri de budur.
Vicdan yerine kibirin alkışlanması…
Merhamet yerine korkunun büyütülmesi…
İnsanlığın değil, gücün değer görmesi…
O yüzden ortalık insan görünümlü kibir heykelleriyle dolu.
Yüzünüze gülerler ama içlerinde kin taşırlar.
Dostluk konuşurlar ama menfaat hesaplarlar.
İnsanları sever gibi yaparlar ama aslında sadece kendilerine hizmet edenleri yanlarında isterler.
Çünkü sevgiyi bilmeyen insanın kalbi zamanla taşlaşır.
Taşlaşan kalp ise bir süre sonra herkesi küçümsemeye başlar.
Ne gariptir ki en çok kibirlenenler,hayat karşısında en dayanıksız olanlardır.
Bir eleştiriye tahammül edemezler.
Bir “hayır” cevabıyla öfkeden deliye dönerler.
Çünkü kibir,insanın içindeki eksikliği saklama biçimidir.
Ama unuttukları bir şey vardır…
Hayat herkese aynı şekilde davranmaz belki ama Allah’ın adaleti şaşmaz.
Bir garibanın ahında,bir annenin gözyaşında,bir yetimin duasında mutlaka tecelli eder.
İnsan bazen mahkemede değil, hayatın tam ortasında hükmünü alır.
Bu yüzden büyüklük; insan ezmekte değil,insan kazanmaktadır.
Bir makamın arkasına saklanarak değil,vicdanın arkasında dimdik durabilmektir.
Günün sonunda herkes aynaya tek başına bakacak.
İşte o gün insanın karşısına makamı değil,karakteri ve geçmişi çıkacak.

Murat İLERİ