İnsanlık tarihi belki de en uzun iç kararmalarından birini yaşıyor.
Gürültü arttıkça insan kendi sesini duyamaz hâle geliyor,sessizlik derinleştikçe korkular daha belirginleşiyor.
Her şeyin hızlandığı bu çağda,anlam yavaşlıyor.
Hayat,insanı düşünmekten uzaklaştıran bir telaş diliyle konuşuyor. Kalabalıklar çoğalıyor ama temas azalıyor. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, kimse kendine varamıyor.
Kurulan düzen, insanı bağımlılıklar üzerinden ayakta tutuyor.
Emek yıpranıyor, sevgi basitleştiriliyor, sabır ise çağın dışına itilmiş bir fazlalık gibi görülüyor.
Her şey tüketilebilir olsun isteniyor; ilişkiler,duygular, hatta hayaller.
Oysa insan ruhu tüketilmiyor,ihmal edildikçe susuyor. Suskunluk büyüdükçe iç boşluk derinleşiyor.
Savaşlar artık yalnızca haritalarda değil.İnsan,kendi iç dünyasında da bir cephe kurmuş durumda.
Zihinler sürekli meşgul,kalpler ise yorgun.
İnsanı insana yabancılaştıran görünmez bir kuşatma var etrafımızda.
Bu kuşatma,vicdanı yavaşça geri çekiyor, merhameti sessizce yoruyor.
Etrafımızda dolaşan yorgunluk,bedenden çok ruha çökmüş hâlde.
Çoğu insan, neden bu kadar ağır hissettiğini bile hatırlamıyor.
Tam da böyle zamanlarda aşk, sıradan bir duygu olmaktan çıkıyor. Aşk,bu çağda bir direnme biçimine dönüşüyor.
Birini gerçekten sevmek;aceleye getirmemek, tüketmemek, vazgeçmemek demek.
Özlem,uzaklığın değil,bağın adıdır. Kavuşmak ise yalnızca iki bedeni değil, çiki yorgun ruhu da birbirine yaklaştıran bir mucizedir.
İnsan bazen bir insana kavuşarak hayata yeniden tutunur.
Özlemek, insanın hâlâ diri olduğunun kanıtıdır.
Beklemek,sabrın içten gelen hâlidir. Kavuşma umudu olmasa,bu kadar yük taşınmazdı.
İnsan,sevdiğine varacağına inanmasa bu kadar direnmezdi.
Aşk,insanı hayata bağlayan en sessiz kuvvettir. Gösterişsizdir ama derindir.
Kimsenin görmediği yerden tutar insanı.
Böyle bir çağda insan kalmak, rastgele bir seçim değildir.
Bilinçle alınmış bir karardır.
Emeğin yanında durmak,sevgiyi korumak, çsabrı sahiplenmek;hızın, çıkarın ve hoyratlığın karşısında dimdik durmaktır.
İnsan kalmak,kolay olanı değil,doğru olanı seçme cesaretidir.
Bu cesaret,bazen susmayı,bazen beklemeyi,bazen de sevmeye devam etmeyi gerektirir.
Hayatın tam da bu yerindeyim. Gürültünün içinde susabilmeyi, kalabalıkta vicdanımı kaybetmemeyi, yalnızken de iyi kalabilmeyi savunuyorum.
Aşka inanmayı, özlemi inkâr etmemeyi, kavuşmanın mümkün olduğuna güvenmeyi bir değer olarak görüyorum. Çünkü insanın asıl sınavı,kimsenin bakmadığı yerde neye tutunduğuyla ilgilidir.
Bu çağda insan kalmak,en sessiz ama en güçlü başkaldırıdır.
Aşkı hoyratlığa teslim etmemektir. Özlemi sabırla taşımaktır. Kavuşmayı bir umut olarak canlı tutmaktır.
Ben,hayatın en büyük direnişindeyim. Sevgiyle,emekle ve insan kalarak direniyorum.
Murat İLERİ