Bir süre önce, yüz kızartıcı olmayan bir suçtan dolayı cezaevine girdim. Böyle bir durum, hayatın içinde herkesin başına gelebilecek bir imtihandır.

Asıl mesele bu değildir. Asıl mesele, bu tür durumların kimler tarafından nasıl fırsata çevrildiğidir.
Zonguldak, emeğin şehridir. Kömürün karasıyla alın terini yoğurmuş insanların memleketidir.
Böyle bir yerde, bir insan düştüğünde el uzatılması gerekirken, tam tersine aşağı çekilmeye çalışılması tesadüf değildir. Bu, bireysel bir refleks değil; yıllardır kök salmış bir düzenin sonucudur.
Bir haber yaptırılıyor. Kalem belli, niyet belli. Görünürde gazetecilik, gerçekte sipariş. Bu düzenin içinde olanlar kendilerini ustaca gizler. Kimi zaman dava adamı gibi konuşur, kimi zaman halktan biri gibi görünür. Oysa hepsinin ortak noktası aynıdır: Zonguldak’ın sırtından geçinmek.
Daha çarpıcı olan şudur: Makam ve mevki uğruna her kimliğe bürünen bir kesim var.
Gerçekte başka bir kulvarda yaşayan, başka hesapların içinde olan; ama iktidarın sunduğu tüm imkânlardan sonuna kadar faydalanan bir yapı. Söylemleriyle duruşları arasındaki mesafe büyüdükçe, samimiyetleri de o ölçüde yok oluyor.
Bu yapı en çok da alt tabakada, gerçekten inanarak, mücadele ederek bu davaya emek vermiş insanları harcıyor. Sessizce çalışan, karşılık beklemeden omuz veren insanlar bir kenara itilirken; ilişkilerle, hesaplarla, yakınlıklarla yükselenler baş tacı ediliyor.
Sadakat değil çıkar, emek değil bağlantı belirleyici hale geliyor.
Zonguldak’ta kurulan bu düzen, yukarıdakileri beslerken aşağıdakileri tüketiyor.
Birileri koltuklarını sağlamlaştırmanın derdindeyken, bedeli her zaman sahada olan, mücadele eden insanlar ödüyor. Üsttekiler büyürken, alttakiler yalnızlaşıyor.
Hakkımda yaptırılan haber de bu çarpık düzenin bir yansımasıdır.
Altına yazdırılan yorumlar, üretilen iftiralar, oluşturulmak istenen algı…
Hepsi aynı merkezden beslenen bir anlayışın ürünüdür. Bu kirli sürece karşı hukuki mücadele başlatılmıştır ve sonuna kadar takip edilecektir.
Mesele şahsi değildir. Mesele, bu şehrin emeğini sömüren, insanını harcayan, değerlerini araçsallaştıran zihniyetin teşhir edilmesidir.
Zonguldak sahipsiz değildir. Bu şehrin hafızası vardır. Kim gerçekten mücadele etti, kim sadece izledi, kim fırsat kolladı…
Hepsi bir bir yazılıyor.
Emeğin şehrinde yaşayanlar her şeyi görür. Günü geldiğinde de hesabını sorar.

Murat İLERİ