Bazen “şark kurnazlığı, köylü kurnazlığı” gibi söylense de benim anlatacağım kurnazlığın şark ile ve köylü kardeşlerimizle ilgisi yoktur, şarklılar da, köylüler de pratik zekâlarını kullanmakta özgürdürler ve kim ne isim takarsa taksın umurlarında olduğunu sanmam, benim anlatacağım kurnazlık:
Okumuş, belli bir yerlere gelmiş, memleketin bekası için karar verme organlarında bile görevler almış veya bu karalarda katkısı olan ama iş kendi çıkarlarına geldiğinde anasını boyayıp babasına satan bir zihniyetten bahsedeceğim.
Kişi; siyasette bir zamanlar görev almıştır, sonra seçilememiştir, ama gözü çöplükte kalan horoz misali aklında kaybettiği makamı vardır ve yaklaşan seçimler veya seçim söylemleri seslendirildiğinde babasını bile hasta hanede ziyaret etmeyenler bir anda hiç tanımadığı hastaları ziyaret edip hasta döşeğine oturup resimler çektirip yayınlamaya, cenazeden cenazeye koşmaya, başlarlar.
Kişi; kaybettiği koltuğu muhafazakâr partilerden seçilmiş ve kaybetmişse, seçim seslendirmeleri başladığında her Cuma, her dini bayram ve kandillerde binlerce mesaj yayınlayarak kurnazlığını ortaya koyarlar.
Kişi; sol bir partiden kaybettiği koltuğu yeniden kazanmak için ve özellikle sol tandanslı seçmene şirin görünmek için bir anda Che Guvera olur, Nazım olur vs. İşin daha acıtan tarafı ise Atatürk ilke ve inkılaplarından bihaber olmasına rağmen gerçek Atatürk sevdalılarından daha çok Atatürkçü olurlar.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama anlayan anladı, uzatmaya gerek yok.
İster sağ ve muhafazakar partiler olsun, ister en sol partiler olsun veya isterse en uçta partiler olsun hepsinin ortak özelliği toplumun genel yapısını bildiklerinden aynı kurnazlığı yaparak her dönem mutlaka bir yerlere gelmeyi başarırlar, bir yerler gelmezlerse ve sistemin dışında kalırlarsa ki iktidarın yandaşı ise ballı-börekli bir ihale alarak beklediğinden çok kazanır ve tüm görgüsüzlüklerini ortaya koyarlar ve de milletin gözünün içine baka baka ezilmişliklerinin intikamını almaya çalışırlar, bir sonraki seçime kadar da sabırla beklerler.
Muhalefetin mensubu ise kazanılan bir belediyede mutlaka kayıplarını giderecek bir çözüm bulunmaya çalışılır ve bu konuda da başarısız oldukları görülmedi.
Sözün kısası: Bu güzelim memlekette gerçek halk hiçbir zaman hiçbir siyasetin içinde yer alamadı, ne kadar kurnazlar varsa bu masum halkın oylarını alarak büyük bir tilki kurnazlığıyla yollarına devam ederler ama iş kurnazlığa gelince köylü kurnazı veya şark kurnazı diye işin içinden sıyrılmaya çalışırlar, bu siyasetin tilkilerinde en ufak bir vatan, millet, bayrak sevdası olduğunu düşünmüyorum ve bu benim görüşümdür.
Hazır bir köşe bulmuşken tarihe not düşsün istedim ancak: Bu güzelim memlekette gerçek vatansever siyasetçiler hala var olduklarından ve işin özünü kontrol ettiklerinden onlara da şükran borçluyuz, iyi ki varlar…