Sabah,acele etmeyi bilmeyen bir öğretmendir.

Işık,perdenin kenarından içeri sızarken insanın zihninde bir durma hâli doğar.
O an anlarız ki, zaman yalnızca saatlerin ilerleyişi değildir.
Bazen vicdanın nabzıdır.
Sokağın sessizliği, insanın içindeki gürültüyü bastırır. Çünkü hakikat çoğu zaman sessiz konuşur.
Bir memleket sabahı bu...
Toprak,gece boyunca dinlediği duaları saklamış, şimdi usulca geri veriyor.
Adaçayı kokusu gibi bir ferahlık dolanıyor havaya.
Gurbetten dönenlerin bildiği bir his bu...
Yol bitse de yürekteki mesafe henüz kapanmamıştır. İnsan,ait olduğu yere yaklaşırken bile özlem taşır.
Çünkü özlem, sevmenin bedelidir.
Hayat,bize çoğu kez bir taraf seçtirir:
Ya öfke ya merhamet. Husumet,kolaydır; bir cümleyle kurulur. Kardeşlik ise emek ister;sabırla,tekrar tekrar dokunur.
Bir kilimin ilmekleri gibi…
Her ilmek tek başına zayıftır,sadece birlikteyken anlam kazanır.
Toplum da böyledir. Bir arada durduğumuzda güçlü, dağıldığımızda savrulmaya mahkûmuz.
İnsanın ruhu,bir türküye benzer. Yanık olur bazen, umutludur bazen. Bozlak,bu yüzden sadece bir ezgi değildir.
Dayanmanın da, sabrın da sesidir. Badem çiçeği gibi erken açan umutlar vardır.
Don vurur mu diye beklemezler,
korkmadan açarlar. Cesaret de budur zaten:
Sonucu bilmeden iyi kalabilmek.
Bu yılın bize öğreteceği en büyük ders belki de şu oldu.
Barış,büyük nutuklarda değil, küçük davranışlarda saklıdır.
Bir selam da,bir susuşta,bir adım geri çekilme de… İnsan,içindeki kavgayı susturabildiği gün, dünyayla da konuşmayı öğrenir.
Gün,yeniden başlıyor.
Dünya,bütün ağırlığına rağmen hâlâ güzel olmayı deniyor.
Umut,hâlâ mümkün bir kelime.
Yeter ki biz onu hayatımızın ekseninde tutalım.

Murat İLERİ