Bazen zorlukların arasında küçük de olsa bir ışık belirir; insanın içini ısıtır, “Demek ki hâlâ mümkündür” dedirtir. Biz de geçtiğimiz günlerde tam böyle bir an yaşadık. Çaycuma Meslek Yüksekokulu’nun yeni müdürü Sayın Mustafa Zor ile tanışma fırsatı bulduk. İsminin aksine, kendisi zorluk çıkaran değil, zorluk çözen biri olarak çıktı karşımıza.

Uzun zamandır bu kadar donanımlı, öğrenciyi önceleyen, iletişimi güçlü bir yöneticiyle tanışmamıştım. Belki de tanıştıklarımız donanımlıydı ama paylaşmadıkları için fark edemedik, kim bilir? Mustafa Bey ise daha ilk sohbetinde, ekip ruhunu önceleyen, “her şeyi ben bilirim” tarzından uzak, gerektiğinde yanındakilerden güç almakta beis görmeyen bir profil çizdi.

📚 “Önceliğim öğrenci”. dedi.
Bu cümleyi son yıllarda sık duyduk ama ilk kez bu kadar inanarak söylendiğine şahit olduk. İngilizce sohbeti, iletişim başarısı ve konuya hâkimiyeti gerçekten etkileyiciydi. Hatta gösteri yapsa bu kadar olmazdı. Yanımıza gelip kahvesini ikram etti; kısa süre bile enerjisini, nezaketini ve pozitifliğini hissettirmeye yetti.

Elbette ilk izlenimdir, süreç nereye evrilir bilinmez. Belki bu enerji haftalık belki de uzun soluklu… Dileğimiz, bu ilk gün heyecanının yıllara yayılması. Zira bu bölgede umut aşılayan insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Basınla ilişkileri olumlu, insanların birbirini tanıyıp değerlendirmesini önemsiyor. Koltuğu yarışın başlangıcı olarak görüyor, varış noktası olarak değil. “Bu koltuk ömür boyu benim değil,” derken bile tevazusunu koruyor.

Kısacası;
➡ Konulara hâkim,
➡ Çevresiyle duyarlı,
➡ Öğrenci odaklı,
➡ Ekip çalışmasına inanan,
➡ Neşeyi ve pozitif enerjiyi esirgemeyen
bir müdür profiliyle karşı karşıyayız.

İnşallah ayağına taş değmez, çünkü bu bölgede başarıya koşacak ayaklara değil, koşuya inanmış yüreklere ihtiyacımız var. Kendisi de belli ki bu koşuya hazır.

Biz de memnun ayrıldık, sadece kahveden değil; umut veren bir sohbetten. Dilerim bu umut, bizim gibi öğrencilerin de gönlüne düşer.

🔹 Velhasıl… Çay sıcak, sohbet samimi, niyet güzel olunca; yollar da kolaylaşır. Mustafa Bey’e başarı, bize ise takip ve destek düşer.

Takipteyiz.....📌 "Sürekli Sorun mu, Yoksa Çözümsüzlük Algısı mı?"

Zonguldak’ın haber gündemine şöyle bir baktığımızda; ekranlar çoğunlukla aynı tabloyla açılıyor:
Kaza… Yangın… Tartışma… Mağduriyet…
Peşine gelir: “Son dakika” ibaresi, altına birkaç satır olayın sıcak gelişmesi. Okuyanı etkiler, ürkütür, bazen öfkelendirir. Fakat kendimize sormayız:
Hep sorun mu konuşuyoruz, yoksa sorunları konuşmaktan çözümleri göremez hale mi geliyoruz?

Genelde yerele alan haberlerde ağırlık trafik kazaları, belediye içi tartışmalar, kamu ihaleleri ve yönetim meseleleri. Halkı ilgilendiren yönü ağır, evet. “Haber değeri yüksek olan olaydır” mantığı yerinde. Ancak bu yaklaşım zamanla bölgede şöyle bir algı oluşturuyor:
👉 “Bu şehirde ya bir şey yanar, ya birileri kavga eder, ya da işler yürümez.”

Oysa aynı şehirde; yeni açılan kültür etkinlikleri, eğitim projeleri, küçük ama etkili yatırımlar da oluyor.
Ama bunların manşet olması için ya kriz yaşanması ya da tansiyonun yükselmesi şart gibi…

Şunu söylemek gerekir:
🔹 Bir şehir sadece yaşadığı sorunlarla değil,
🔹 Büyümek, ürettiği fikirlerle, gösterdiği dayanışmayla olur.

Yerel basının görevi sadece sorunu göstermek değil, çözüm yolunu da hatırlatmaktır.
Belediye meclisinde çıkan her tartışmayı yazıyoruz; peki kaç karar uzlaşıyla alındı, kaç öneri oybirliğiyle geçti?
Afet sonrası mağduriyetleri günlerce konuşuyoruz; peki ertesi gün kim ne yaptı, hangi mahalleyi kim onardı?

Belki de şimdi tam zamanı:
📍 Bazen “Son dakika” yerine “İlk adım” başlığını atmanın.

Çünkü bir şehir, haberde değil; hikâyede yaşar.
Biz neyi konuşursak, halk da onu görür.
Ve belki de Zonguldak’ın ihtiyacı; “sorunları saklamak” değil, sorunlardan çıkış yollarına dikkat çekmek.