( Rahmetli sanatçı Murat Göğebakan’ın aziz hatırasına saygılarımla… )
Giden sadece bir insan değildir bazen.
Bir mevsim gider insanın içinden.
Toprağın kokusu değişir,çayın demi eksilir,akşamın sessizliği bile başka türlü çöker omuzlara.İnsan o vakit anlar,bazı yokluklar ölümden değil,yarım kalmaktan doğar.
Sen gittin…
Ardında yalnız bir ayrılık bırakmadın. İçimde susturamadığım bir boşluk bıraktın. Baharın tam ortasında dalları kuruyan bir ağaç gibi kaldım.Çiçekler açıyordu belki dışarıda ama benim içimde mevsimler birbirine küsmüştü. Çünkü insan sevdiği gidince takvime değil,acıya bakarak yaşar.
Hayat bazen herkesi kendi kuyusuna atıyor.
Kimi ekmek kavgasında kayboluyor,kimi gururunda, kimi yalnızlığında. Bazıları da sevdiği insanın ardından sessizce çürüyor. Kimse görmüyor bunu.İnsan en ağır yaraları görünmeyen yerlerinde taşır çünkü.Gözün görmediği acıyı yürek her gece yeniden yaşar.
Ben de kendi kuyularımdan geçtim.
Murat Göğebakan'ın sabrını değil ama bekleyişini öğrendim. Karanlığın içinde bile insanın içindeki ışığı kaybetmemesi gerektiğini öğrendim.
Çünkü bazı insanlar giderken yalnız kendilerini götürmez,senin çocukluğunu, umudunu,geleceğe dair inancını da alır yanında.
Bir çölde yürür gibi geçti zaman.
Susuzluk yalnız suya olmazmış meğer.İnsan bazen bir sese,bir bakışa, bir “buradayım” cümlesine susarmış. Kalabalığın içinde bile eksik hissetmesinin sebebi buymuş insanın.Herkes tamam sanıyor seni ama sen kendi içinde yarım kalıyorsun.
Modern çağın en büyük yalnızlığı da burada başlıyor zaten.
İnsanlar birbirine dokunuyor ama değmiyor. Konuşuyor ama anlamıyor.Herkes kendi çıkarının peşinde koşarken, ruhlar sessizce birbirini kaybediyor. Sonra geceleri kimseye anlatamadıkları boşluklarla baş başa kalıyorlar. Çünkü kalp, kandırılmayı akıldan daha geç affediyor.
Turnalar geçiyor gökyüzünden bazen.
İnsan onların kanadında geçmişini arıyor.
Bir Türküde annesini,bir sokakta çocukluğunu,bir sigara dumanında eski sevgisini buluyor.Hayat dediğimiz şey biraz da kaybettiklerimizin gölgesinde yürümek değil midir zaten?
Şunu anladım artık:
Bazı insanlar kavuşmak için değil, insanın içine sonsuz bir özlem bırakmak için giriyor hayatına. Onları unutamazsın. Çünkü unutmak aklın işidir,özlemek ise ruhun kaderi.
Şimdi geceleri içimden sessizce şu cümle geçiyor:
“İnsan sevdiğine kavuşamadığında yaşamaya devam ediyor belki…
Ama hiçbir zaman tamamen iyileşemiyor.
Murat İLERİ