Bu söylemi yıllar önce yapmıştım, belki de birileri de yapmıştır bilemem ama ben yine de tekrar ediyorum:
“Petrolün varsa ve dünyanın enerjisi de çoğunlukla ona bağlıysa ve bu stratejik ürün sadece Müslümanların elinde ise ve de Hristiyan dünyası bu konuda gammazlık içinde ise bir yolunu bulur ya sizi kucağına oturtur, ya da “savaş… savaş” iflahınızı söker, hep böyle olmadı mı?
Venezuela’yı istisna sayarsak aynı senaryo yıllardır tekrarlanıyor ve ne yazık ki kendilerini sığır gibi kullandıran toplumlarda en ufak bir uyanma, çağın gerekliliğine ayak uydurma belirtisi göremiyoruz, bu geri zekalı toplumların liderleri halkı sefalet içinde yaşam sürerken kendileri altın klozetlere tuvaletlerini yaparak görgüsüzlükte zirve yapmaya devam ediyorlar. Sonuç olarak en ufak bir kafa tutan olursa sonu hüsranla biten bir senaryo…
Libya lideri Kaddafi kendi ülkesi için bulunmaz bir vatanseverdi, halkı huzur ve refah içindeydi ancak çağın gerekliliğine ayak uyduramadığı için ve oyunu kuralına göre oynamadığı için güç zehirlenmesi yaşayarak hayatı feci şekilde sonlandırıldı, bilinçsiz bir toplum olan Libyalılar şimdi sefaleti yaşıyor ve Libya’nın zenginlikleri egemen sınıflarca vampir gibi emiliyor, kimsenin sesi çıkmadığı gibi uğradığı felaketini de sorgulayacak düzeyde bilinçlenmediğinden kuzu kuzu ölümü bekliyorlar… Aynısı Irak’ta yaşandı, aynısı şu anda İran’da yaşanıyor…
Bu ülkelerin liderleri ellerinde güç varken bu gücü halkının eğitmek ve çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için biraz zaman harcasaydılar şu anda bu halklar dünyanın egemen sınıfı olacaklardı ve ellerindeki gücün etkisiyle belki de Müslüman nüfusu üçe-beşe katlanacaktı, bütün bunlar hayal görmek değil bir realitedir, kimin elinde ekonomik güç varsa onun dini popülerdir, sonuçta kabul edin-etmeyin yaşananların tümü din ve mezhep savaşlarıdır, siz vahşi batının sözde modern görünümüne bakmayın, halkın genelinde inançlar hep ağır basmaktadır ve en medeni toplumlar bile din olgusunu kullanmak zorundadır, örnek veriyorum:
Fransa Cumhurbaşkanı veya batının en modern devlet başkanları veya ABD Başkanlarına bir bakın ilk göreve geldiklerinde ilk yaptıkları şey İncil’e el basarak devlet yemini etmeleri, din olgusunun ne kadar kuvvetli bir güç olduğunu gösteriyor, oysa İncil’e el basanların hiçbiri dindar değildir ama rol yaparak halkı kandırarak ülkelerini yönetmeye devam ediyorlar, Müslüman ülkelerde yeni seçilen bir devlet başkanı Kuran-ı Kerim’e el basarak göreve başlasa o devlet başkanını önce biz kimseye ihtiyaç duymadan gericilikle suçlarız çünkü entrika bu yönde kurulmuştur ve bizler birer figüranız, bu nedenle diyorum ki elinde petrol gibi stratejik bir enstrümanı olan ülkeler halkının eğitimine yatırım yapmadan ve halkının ufkunu açmadan altın klozetlere s.çmaya devam ettikleri sürece elin gavuru da:
“PETROLÜN MÜ VAR? DERDİN WAR!” der ve tepene biner, ümüğünü sıkarak yoluna devam eder.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve bir düşünün ve de Allah’ınızı severseniz objektif olun, bu güzelim Türkiye’miz için Atatürk’ün önemini bir sorgulayın ve ister yok sayın, isterse hakkını verin ama halkının ufkunu açmada göstermiş olduğu dev eğitim adımlarıyla bu günlere geldik. Bir de şöyle düşünün: Ya bizimde elimizde petrol olsaydı ve bu günkü koşullarda? Allah Sonumuzu hayır etsin…