Bazı aşklar vardır, insan onları yaşarken bir ömür süreceğine inanır.

Zamanın bile önünde eğileceğini, dünyanın bütün kötülüklerine rağmen iki insanın birbirine sığınabileceğini düşünür.Oysa hayat, insana en çok güvendiği yerden öğretir bazı dersleri.

Sen benim geleceğimsin demiştin bir zamanlar.

Ben de sana inanmıştım.

İnsan sevdiği birinin cümlelerine inanırken aslında yalnızca kelimelere inanmaz.Kendi geleceğini o kelimelerin içine yerleştirir. Bir ev hayal eder, bir masa,iki fincan kahve,aynı pencereden bakılan yağmurlu akşamlar… Yaşlanmayı bile güzel bulur insan. Çünkü yanında sevdiği vardır.

Sonra bir gün, aynı insanın gözlerinde kendine ait bir yer bulamaz.

İşte ayrılık bazen böyle başlar.

Kapılar çarpılarak değil,bakışlar eksilerek kapanır.

Bir zamanlar huzur bulduğun ses, gecenin içinde sana yabancı gelmeye başlar. Aynı cümleler artık aynı anlamı taşımaz.Birlikte gülünmüş sokaklardan geçerken insanın içinden tuhaf bir sessizlik yükselir. Şehir kalabalıktır ama insan kendini dünyanın en tenha yerinde hisseder.

Psikoloji bize insanın kaybettiği kişiden önce, onunla kurduğu geleceği yas tuttuğunu söyler.

Belki de bu yüzden bazı ayrılıklar yıllarca bitmez.

Çünkü özlediğimiz yalnızca insan değildir.

Onun yanında olduğumuz hâlimizi de özleriz.

Daha umutlu, daha genç,daha cesur, daha inanmış hâlimizi…

Bir zamanlar birbirimize bakıp dünyanın bütün karanlığını yenebileceğimize inanıyorduk.Gece ne kadar uzun olursa olsun sabahın geleceğini biliyorduk. Birbirimizin yarasına dokunuyor, acıyı biraz olsun hafifletiyorduk.

Şimdi aynı yaraların başında tek başımıza bekliyoruz.

İnsan bazen sevdiğine değil, sevginin kendisine yabancılaşır.

Değişmeyen hiçbir şey yoktur.

İnsan değişir. Duygular değişir. İhtiyaçlar değişir. Dün sonsuz görünen bir sevda, bugün bir hatıranın içinde küçücük bir ışık hâline gelebilir.

Fakat aşkın garip bir tarafı vardır.

Bittiği söylenen şey,insanın içinde yaşamaya devam edebilir.

Bir şarkıda çıkar karşına.

Eski bir sokakta…

Bir kokuda…

Bir tarihte…

Unutulduğu sanılan bir cümlede…

Özlem zaten böyle bir şeydir.Kapıyı çalmaz.Haber vermez. Bir akşam ansızın gelir ve insanın göğsünün ortasına oturur.

Sonra geçmişin kapısını açar.

İki insan görürsün içeride.

Birbirini dünyalardan çok seven iki insan…

Henüz birbirlerine yabancılaşmamış, birbirlerinin sesinde huzur bulan, aynı hayale inanmış iki insan…

Onlara bakarsın.

İçinden sessizce sorarsın:

Biz ne zaman değiştik?

Belki de asıl cevap burada saklıdır.

Biz değişmedik.

Bizi değiştiren, zamanın kendisiydi.

Hayatın yorgunluğu, kırgınlıklar, söylenmeyen sözler, yanlış anlaşılan suskunluklar birikti. Her küçük kırgınlık, görünmeyen bir tuğla gibi aramıza örüldü. Sonunda iki insanın arasında koskoca bir duvar yükseldi.

Kimse o duvarı bir günde inşa etmedi.

Kimse yıkmayı da bir günde başaramadı.

Edebiyat doğruyu söyler:

İnsanın en derin yalnızlığı, kalabalıklar içinde değil,sevdiğinin yanında kendini anlaşılmamış hissettiği anda başlar.

Belki hâlâ birbirimizi seviyoruz.

Belki yalnızca nasıl seveceğimizi unuttuk.

Belki gurur, sevgiden daha yüksek sesle konuştu.

Belki ikimiz de özledik fakat ilk adımı atacak kadar cesur olamadık.

Çünkü bazı insanlar birbirinden vazgeçmez.

Sadece birbirlerine ulaşmanın yolunu kaybederler.

Gece ilerledikçe şehir sessizleşiyor.

Pencerelerde ışıklar birer birer sönüyor. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler, geçmişin izlerine benziyor. Her şey yerli yerinde gibi görünüyor ama hiçbir şey eskisi gibi değil.

Ben hâlâ bazı geceler seni düşünüyorum.

Özlemekten utanmadan.

Kırgınlığımı inkâr etmeden.

Geçmişi değiştiremeyeceğimi bilerek…

İnsan sevdiğini özlediğinde geçmişe dönmek istemez her zaman.

Bazen yalnızca o insanla yarım kalan cümlesini tamamlamak ister.

Belki bizim de yarım kalan bir cümlemiz vardır.

Belki yıllardır ikimiz de aynı cümlenin son kelimesini bekliyoruz.

Kim bilir…

Belki bir gün,bütün kırgınlıkların sustuğu bir akşamda, birbirimizin gözlerine yeniden bakarız.

O zaman birbirimize tek bir şey sormak yeter:

“Bunca zaman sonra, hâlâ birbirimizin geleceği olabilir miyiz?”

Cevabı zaman verecek.

Fakat özlem şimdiden cevabını biliyor.

Çünkü insanın kalbi, aklın unuttuğu bazı şeyleri yıllarca saklar.

Murat İLERİ