Siyaset yalnızca kürsülerde konuşulan sözlerden,seçim meydanlarında sıkılan ellerden, verilen selamlardan ibaret değildir.
Siyaset,insanın zor zamanda nerede durduğudur.
Güçlünün yanında mı?
Koltuk sahibinin arkasında mı?
Yoksa bedeli ne olursa olsun doğru bildiğinin yanında mı?
Asıl mesele budur.
Bir zamanlar omuz omuza mücadele verdiğimiz insanlar vardı.
Aynı davanın insanı bildiklerimiz…
Aynı heyecanı paylaştıklarımız…
Zor günlerde birbirimize sırtımızı dayadıklarımız…
Bugün ise bazılarını, haksızlığın karşısında sessizce beklerken görüyoruz.
Üstelik yaşananları bilmiyor değiller.
Kimin emeğinin yok sayıldığını da biliyorlar.
Kimin makam gücüyle insanları ezmeye çalıştığını da görüyorlar.
Kimin sustuğunu, kimin susturulduğunu da biliyorlar.
Fakat bugün susmayı tercih ediyorlar.
Belki makam için…
Belki gelecek hesabı için…
Belki bir gün ihtiyaç duyacakları kapıları kapatmamak için…
Oysa siyaset, kapı hesabı yapmak değildir.
Siyaset karakter meselesidir.
Dün “dava arkadaşım” dediğinin bugün yanında duramıyorsan, yarın hangi davadan söz edeceksin?
Dün birlikte yürüdüğün insanı bugün yalnız bırakıyorsan,yarın hangi yüzle yeniden aynı safta yer alacaksın?
Biz kimseye sırtımızı dönmedik.
Bize sırtını dönenleri de unutmadık.
Bugün bazıları makamların verdiği rahatlıkla sessiz kalabilir.
Bazıları güçlülerin gölgesinde kendisini güvende hissedebilir.
Bazıları “Nasıl olsa zaman geçer” diye düşünebilir.
Geçer.
Elbette zaman geçer.
Fakat hafıza geçmez.
Bugün yaşananları biz de unutmayacağız.
Kimin yanımızda olduğunu…
Kimin sustuğunu…
Kimin başını çevirdiğini…
Kimin makam uğruna dostluğunu unuttuğunu…
Hepsini bileceğiz.
Çünkü siyaset sandık günü hatırlanan bir iş değildir.
Siyaset,insanın dara düştüğü gün ortaya çıkan karakteridir.
Bugün bizi yalnız bırakanlara bir tehdit değil,bir gerçeği hatırlatmak isterim:
Yarın yine sahaya çıkacağız.
Yarın yine insanlarla yan yana geleceğiz.
Yarın yine kapı kapı dolaşacağız,yine meydanlarda olacağız,yine mücadele edeceğiz.
O gün bugünün hesapları karşımıza çıkacak.
Bugün susanların yarın bizlere ihtiyacı olduğunda, geçmişte yaşananları hatırlamak bizim hakkımızdır.
Çünkü biz kimseyi makamına göre sevmedik.
Kimseyi gücüne göre yanımıza almadık.
Aynı davaya inanıyorsak omuz omuza yürüdük.
Şimdi bazıları kendi tercihini yaptı.
Biz de kendi tercihimizi yapıyoruz:
Unutmamak.
Kin tutmak için değil.
İntikam almak için değil.
Kimin hangi şartlarda nasıl bir duruş sergilediğini bilmek için.
Çünkü insanın gerçek siyasi kimliği,güçlü olduğu gün değil; güç karşısında eğilmediği gün ortaya çıkar.
Bugün sessiz kalanlar şunu iyi bilsin:
Biz sahayı terk etmedik.
Mücadeleyi bırakmadık.
Başımızı eğmedik.
Yarın yine orada olacağız.
Fakat o gün,bugün yaşananları hafızamızdan silmiş olmayacağız.
Bugün bizi yalnız bırakanların,yarın kalabalıkların içinde yanımızda görünmesine de şaşırmayacağız.
Çünkü biz artık kimin gerçekten omuz verdiğini biliyoruz.
Kimin sadece güçlü günlerin arkadaşı olduğunu da…
Zaman herkesi kendi yerine koyar.
Siyaset de insanı kendi sözüyle sınar.
Bugün susanlar, yarın konuşmak zorunda kalacak.
Biz ise bugün de yarın da aynı yerde duracağız.
Çünkü bizim mücadelemiz koltukla başlamadı.
Koltukla da bitmeyecek.
Murat İLERİ