Her insanın içinde kimsenin adresini bilmediği bir şehir vardır.
Sokaklarında çocukluk yankılanır, pencerelerinde yarım kalmış hayaller bekler, kaldırımlarında ise söylenememiş cümleler yürür.
En büyük yalnızlık da işte orada başlar,insanın kendine yabancılaştığı yerde...
Özlemek,sadece bir insanı beklemek değildir.
Bazen eski bir gülüşü,bazen çocukluğundaki masumiyeti,bazen de hiç yaşanmamış bir geleceği özler insan.
Kalbin en ağır yükü, kavuşamamış duyguların sessizliğidir.
Zaman birçok şeyi değiştirir.Saçlara aklar düşürür, yüzlere çizgiler ekler,anıları sarartır.
Hiçbir takvim, gerçekten seven bir yüreğin bekleyişini eskitemez.
Çünkü özlem, günlerle değil, kalbin attığı her saniyeyle büyür.
Hayat bazen bizi birbirimizden uzaklaştırır.
Aynı gökyüzüne bakan insanlar,farklı yalnızlıklarda kaybolur. Mesafeler kilometrelerle ölçülür,hasretin ise hiçbir ölçüsü yoktur.
Bir isim,bir koku, eski bir şarkı, yıllardır kapalı duran kapıları sessizce aralar.
İnsan en çok kavuşmayı hayal eder.
Beklediği bir ele,affedemediği bir geçmişe, çocukluğundaki o saf gülüşe,belki de uzun zamandır kaybettiği kendisine...
Gerçek kavuşma, bazen bir başkasına değil, yeniden kendi kalbine varabilmektir.
Umut,en karanlık gecelerde bile yolunu kaybetmeyen küçük bir ışıktır. Karanlık ne kadar uzun sürerse sürsün,sabahın geleceğine inananlar yürümekten vazgeçmez.
Beklemek yorabilir ama vazgeçmek, ruhun kapılarını sessizliğe kilitler.
Hiçbir ayrılık sonsuza kadar sürmez.Hayat, beklenmedik bir anda iki yolu yeniden aynı noktada buluşturabilir.
Kavuşmanın değeri de biraz buradan gelir,kolay ulaşılan hiçbir şey,yürekte derin iz bırakmaz.
İçimizdeki ıssız şehir,aslında terk edilmiş değildir.
Bir gün cesaretle kapısını çaldığımızda, sessiz sokaklarında yeniden umut filizlenir.
Özlem,sabırla yoğrulduğunda kavuşmaya dönüşür.
İnsan da en güzel hikâyesini, kaybettiklerini değil, yeniden bulduklarını anlattığında yazar.
Belki de bütün mesele budur…
Kalbimizi karartan ayrılıklara rağmen sevmekten vazgeçmemek, özlemi incitmeden taşımak ve bir gün kavuşmanın sadece bir ihtimal değil,yaşanmaya değer bir umut olduğuna inanmaktır.
Çünkü insanı ayakta tutan,attığı her adım değil,o adımların sonunda bir gün sevdiğine, hayaline ya da kendine kavuşacağına dair taşıdığı sarsılmaz inançtır.
Murat İLERİ