Hayat,kimsenin sandığı kadar düz bir yol değildir.
Bugün yukarıdan baktığın bir insan, yarın sana aynayı tutabilir.
Kader bazen tek kelime etmez; yalnızca bekler. Zamanı geldiğinde de en gürültülü cevabı sessizlik verir.
İnsan çoğu zaman başkasını yargılarken aslında kendi geleceğinin taslağını çizer. Küçümsediği her hayat,hor gördüğü her acı, alay ettiği her eksiklik bir gün karşısına başka bir isimle,başka bir yüzle çıkar.Çünkü yaşamın görünmeyen adaletinde hiçbir hesap eksik kalmaz.
En ağır cehalet, çok bildiğini sanmaktır. Bilginin kibirle birleştiği yerde akıl konuşmaz; yalnızca ego bağırır.
Oysa gerçek olgunluk, "Bilmiyorum." diyebilecek cesarete sahip olmaktır.
İnsan,makamıyla büyümez.Ünvanlar kapılarda kalır, alkışlar salonlarda unutulur,şöhret rüzgârın taşıdığı bir yaprak kadar hafiftir.
Geriye yalnızca kalbin bıraktığı iz kalır. Bir gönlü incittiysen, en yüksek koltuk bile seni o vicdanın önünde koruyamaz.
Her yükseliş sonsuz değildir. Sabun köpüğü nasıl güneşte ışıldayıp bir anda yok olursa,kibir de insanı önce parlatır,sonra sessizce tüketir. Kalıcı olan gösteriş değil,tevazudur.
Hayatın en güzel cümleleri noktayla değil,üç noktayla biter...
Çünkü insanın öğrendiği her şey, öğrenemediklerinin yanında yalnızca küçük bir damladır. Açık bırakılan her kapı yeni bir hakikate çıkar.
Belki de en büyük bilgelik,bildiklerini sırtında yük gibi taşımak yerine gerektiğinde onları bırakabilmektir.
Zihin boşaldıkça kalp konuşmaya başlar.Kalp konuştukça insan başkalarını değil, önce kendini tanır.
Birini aşağılamak kolaydır; anlamak zordur.Dışlamak kolaydır,yanında durmak zordur. Sevmek emek ister,affetmek ise büyük bir yürek...
Belki de bütün ömrümüzün özeti tek bir cümlede saklıdır:
İnsan,başkasına baktığı kadar değil; kendine dönebildiği kadar insandır.
Murat İLERİ