Belki bir gün… Kömür şehrinde, sonbaharın akşamı erken indirdiği bir vakitte,Gazi Paşa Caddesi'nde buluşuruz.
O caddeyi gözümde canlandırıyorum.
Akşam mesaisi bitmiş,insanlar evlerine yetişme telaşında. Kaldırımlarda ayak sesleri birbirine karışıyor.Esnaf dükkânının önüne son kez çıkıp caddeye bakıyor, içerideki ışıkları birazdan kapatacak.
Camların ardında sarı ışıklar yanıyor. Bir yerlerden taze ekmek kokusu geliyor.Çay ocaklarının önünde ince belli bardaklar arka arkaya dizilmiş,buharları havaya karışıyor.
Kentin üzerinde ağır bir sonbahar kokusu var.
Ağaçlardan kopan sararmış yapraklar kaldırım boyunca sürükleniyor.Kimi bir arabanın tekerine takılıyor, kimi bir dükkânın önünde birikiyor. Hafif bir rüzgâr çıkıyor,caddenin sesini bir anlığına değiştiriyor.
Bir otobüs geçiyor.
Fren sesi duyuluyor.
Bir taksinin kornası…
Uzaktan gelen insan konuşmaları…
Bir dükkânın kapanırken indirilen kepengi…
Sonra yine çayın sesi.
Kaşığın ince belli bardağa değen o küçük,tanıdık sesi…
Şehir bütün yorgunluğuyla akşamı karşılıyor.
Ben ise seni bekliyorum.
Belki caddenin kalabalığı içinde seni ilk gördüğüm anda tanıyacağım.
Belki sen beni görmeden önce ben seni göreceğim.
Yıllar geçse de bazı yüzleri insan kalabalığın içinde seçebiliyor.
Çünkü bazı yüzleri gözler değil,hafıza tanıyor.
Sen yürüyerek geleceksin belki.
Üzerinde sonbahara yakışan sade bir şey olacak.
Benim içimdeyse yıllardır biriktirdiğim bütün cümleler…
Ama hiçbirini söylemeyeceğim.
Çünkü bazı karşılaşmalarda kelimeler gereksizdir.
Bir masaya oturacağız.
Gazi Paşa Caddesi'nin o akşamki telaşı bizim etrafımızdan akıp gidecek.
İnsanlar yanımızdan geçecek.
Arabalar gelip geçecek.
Dükkânlar birer birer kapanacak.
Şehir geceye hazırlanacak.
Ama bizim için zaman biraz yavaşlayacak.
Önümüze iki çay gelecek.
Çayın buharı yüzümüze doğru yükselecek.
Ben bardağı elime alacağım.
Belki ellerimin titrediğini fark edeceksin.
Belki hiçbir şey sormayacaksın.
Çünkü bazı soruların cevabı gözlerde saklıdır.
Sana bakacağım.
İçimden geçen onca yılı,bütün mücadeleleri, geceleri, yalnızlıkları, kayıpları,yeniden ayağa kalkışları bir anda hatırlayacağım.
Sonra içimden yalnızca şu geçecek:
“Demek buraya kadar boşuna gelmemişim.”
Hayat bana kolay davranmadı.
Bunu ikimiz de biliyoruz.
Ben kendi payıma düşen acıları taşıdım.
Kimi zaman sustum.
Kimi zaman kendimle savaştım.
Kimi zaman herkesin güçlü sandığı bir insan olarak,gecenin içinde ne kadar yorulduğumu yalnızca ben bildim.
Ama bütün bunların arasında seni özlemeyi hiç öğrenemedim.
İnsan bazı şeylere alışıyor.
Yalnızlığa alışıyor.
Yokluğa alışıyor.
Acıya bile alışıyor.
Ama sevdiği bir insanı özlemeye alışamıyor.
Özlem,insanın içinde yaşlanmayan tek duygu belki de.
Yıllar geçiyor.
Şehirler değişiyor.
İnsanlar değişiyor.
Biz değişiyoruz.
Ama bir akşamüstü,hiç beklemediğin bir anda bir koku,bir şarkı,bir sokak seni yine aynı yere götürüyor.
İşte o zaman anlıyorsun.
Bazı insanlar gitmiyor.
Sadece görünmez oluyor.
Benim içimde sen de öylesin.
Belki uzaktasın.
Belki hayatın başka bir yerde akıyor.
Belki benim hayatım başka yollardan geçiyor.
Ama içimde hâlâ bir ihtimal var.
Çok büyük değil.
Dünyayı değiştirecek kadar güçlü de değil.
Ama gerçek.
Bir gün Gazi Paşa Caddesi'nde aynı masaya oturabilme ihtimali.
Kömür şehrinin sonbahar akşamında, caddenin bütün gürültüsünün içinde birbirimizin sesini duyabilme ihtimali.
Geçmişin bütün kırgınlıklarını masanın dışında bırakıp,yalnızca birbirimize bakabilme ihtimali.
Belki çaylarımızı içerken hava biraz daha soğuyacak.
Caddede insan sayısı azalacak.
Dükkânların ışıkları birer birer sönecek.
Bir esnaf kapısının önünü süpürecek.
Son bir otobüs geçecek.
Şehir yavaş yavaş geceye teslim olacak.
Belki sen kalkmadan önce bana bakıp gülümseyeceksin.
Ben de yıllardır içimde sakladığım o cümleyi sonunda söyleyeceğim:
“Seni çok özledim.”
Belki sen de aynı şeyi söyleyeceksin.
Belki söylemeyeceksin.
Bilmiyorum.
Hayatın bütün güzelliği biraz da burada.
Bilmiyoruz.
Geleceği bilmiyoruz.
Bir sonraki günün ne getireceğini bilmiyoruz.
Kimin kalacağını, kimin gideceğini bilmiyoruz.
Ama yine de seviyoruz.
Yine de bekliyoruz.
Yine de umut ediyoruz.
Çünkü umut, insanın karanlığa karşı elinde tuttuğu en küçük ama en inatçı ışıktır.
Ben o ışığı hâlâ söndürmedim.
Bunca mücadeleden sonra bile…
Bunca yalnızlıktan sonra bile…
Bunca kırgınlıktan sonra bile…
İçimde hâlâ bir sonbahar akşamı var.
Gazi Paşa Caddesi'nin ışıkları altında…
Kömür şehrinin yorgun kalabalığında…
İki ince belli bardak çayın arasında…
İşte karşımda sen.
Belki bu yalnızca bir hayal.
Belki hiç gerçekleşmeyecek.
Ama insan bazen bir hayalle yaşamaz.
Bir ihtimalle yaşar.
Benim ihtimalim de sensin.
Ben hâlâ inanıyorum:
Bazı hikâyelerin sonu yazılmadan önce,hayat insanlara bir kez daha karşılaşma şansı verir.
Belki bize de verir.
Belki bir sonbahar akşamında…
Belki Gazi Paşa Caddesi'nde…
Belki çaylarımız soğurken…
Kavuşabilme ihtimalimiz vardır.
Murat İLERİ