2 Bin Lira İçin Evladı Yarı Yolda Bırakanlar: Sizin Derdiniz Öğretmenlik Değil, Cüzdan Doldurmak olsa gerek!

Hafta sonu koca bir ülke nefesini tuttu, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden YKS maratonuna kilitlendi.

Evlatlarımız Zonguldak’tan İstanbul’a, memleketin dört bir yanında gelecekleri için, dirsek çürüttükleri yılların emeği için sıralarda ter döktü. Ana babalar okul kapılarında avuç içleri patlayana kadar dualar etti.

Buraya kadar her şey bu toprakların bildiğimiz, kutsal saydığımız o yardımlaşma ve gelecek telaşı.

Ama madalyonun bir de arka yüzü var ki, sınav biter bitmez sosyal medyaya düşenler kelimenin tam anlamıyla içimizi sızlattı, asabımızı bozdu.
​Neymiş efendim?

Sınavda gözetmenlik yapan bazı öğretmenler, ÖSYM’nin verdiği 2.000 TL ücret çok düşükmüş! İnternetteki öğretmen sayfaları, forumlar bir anda "Bu paraya gözetmenlik mi yapılır?", "Beş saat orada bekleyemem" diyenlerin ağlama duvarına döndü. Ayıptır, yazıktır, günahtır! Hak aramak başka bir şeydir, arsızlık başka bir şey. Bu milletin evladı hayatının en büyük virajını dönerken, siz orada cebinize girecek banknotların hesabını yapıyorsanız, durup bir aynaya bakacaksınız.

​Atanana Kadar Ağlayıp, Atandıktan Sonra Sınav Beğenmeyenler

​İnsanın canını en çok acıtan da ne biliyor musunuz? Daha düne kadar "Atanamıyorum, şurada kasiyerlik yapıyorum, burada amelelik yapıyorum, ne olur bizi görün" diye yırtınanlar, kadroyu kapıp arkasını devlete yaslayınca bir anda beyzade kesiliyor. Ulan ahlaksızlar! Bu memlekette insanlar akşama evine bir ekmek götürebilmek için, çoluğunun çocuğunun rızkı için günde 10-12 saat sanayide, tarlada dirsek çürütüyor, bedenini eskitiyor.
​Siz klimalı sınıfta, temiz kıyafetlerinizle beş saat durup çocukların başında bekleyeceksiniz diye devlet zaten size maaş veriyor. Gözetmenlik dediğin şey senin asli görevinin, memurluğunun bir parçası değil mi zaten? Bir de üstüne harçlık gibi 2.000 lira para veriliyor. Neyini küçümsüyorsunuz, neyin tribindesiniz? "İki bin lira için uykumu bölemem, sınava gitmedim" diye övünerek yazan öğretmen müsveddelerini gördü bu gözler. Sınav sabahı keyfi gelmediği için salonu boş bırakan, çocukları orada boynu bükük, gözetmensiz bırakan o şahıslara sormak lazım: Sizden öğretmen olur mu? Sizden eğitimci değil, hiçbir şey olmaz!

​"Öğretmenlik Kutsaldır" Maskesinin Arkasına Saklanmayın

​Lafa geldi mi mangalda kül bırakmazlar. "Bize dokunmayın, biz kutsalız, biz geleceği yetiştiriyoruz" diye yeri göğü inletirler. Ama iş fedakarlığa, iş bu milletin çocuklarına bir el uzatmaya geldi mi yoksunuz
Kendinizi ne ara bu kadar dev aynasında görmeye başladınız? Sizin derdiniz çocuk yetiştirmek, vatana millete hayırlı evlat kazandırmak falan değil; sizin derdiniz sadece cüzdanınızı doldurmak, her fırsatta devletten ne koparırsam kardır kafasıyla yaşamak.

​Buradan açıkça Milli Eğitim Bakanlığına seslenmek de hakkımızdır: Görevinden kaçan, parayı az bulup sınav salonunu terk eden, işini acizlikle savsaklayan kim varsa öğretmenliği derhal feshedilmelidir! Dışarıda gözü yaşlı, ceplerinde öğretmenlik diplomasıyla gece gündüz ders çalışıp atama bekleyen binlerce pırıl pırıl vatan evladı var. Alacaksın bu işi beğenmeyenleri görevden, yerlerine o meslek aşkıyla yanıp tutuşan gençleri koyacaksın. Hatta bana kalırsa, bu sınav görevlerine ekstra para mara da verilmemeli. "Bu sizin memurluk göreviniz, tıpış tıpış gideceksiniz" denmeli.

Milli takım maç kazanınca prim dağıtır gibi öğretmen her sınava girdiğinde ekstra paraya boğulursa, işte böyle paranın kölesi olan tipler türer.

​Eğri Oturalım Doğru Konuşalım: Hakkıyla Yapana Can Feda

​Tabii ki sözümüz meclisten dışarı, herkesi aynı kefeye koyacak kadar insafsız değiliz. Sınav günü sabahın köründe kalkıp, kendi evladının sınavıymış gibi o salondaki çocukların heyecanını yatıştıran, onlara göz kulak olan, görevini namusuyla yapan binlerce vatansever öğretmenimiz de var. Onların o nasırlı, emek kokan ellerinden öpüyoruz. Başımızın üstünde yerleri var.
​Ama sırf üç kuruş daha fazla koparamadı diye sosyal medyada örgütlenip şov yapan, o küçücük çocukların geleceğini parayla pulla ölçmeye kalkan o terbiyesizlerin de yüzüne tükürüyoruz. Yazıklar olsun sizin aldığınız o diplomalara, yazıklar olsun size emanet edilen o kürsülere! Bu millet sizin o bitmek bilmeyen nazınızı, kaprisinizi çekmek zorunda değil.

Velhasıl: Ya adam gibi işinizi yapın ya da defolun gidin, yerinizi hakkıyla yapacak olanlara bırakın!