İnsan bazen bir insana değil, bir duygunun kendisine hasret kalır.
Bir gülüşe mesela…
İçinde hiçbir hesap taşımayan,
yalnızca “buradayım” diyen bir gülüşe.
Bir söze…
Söylendiğinde insanın omuzlarındaki yılları biraz olsun hafifleten,
“Canım” derken gerçekten canına dokunan bir söze.
Bir bakışa…
İnsanın yüzüne değil,
içindeki bütün yaralara bakan bir çift göze.
Bazen insanın ihtiyacı büyük değildir.
Bir omuzdur aradığı.
Başını yasladığında dünyanın bütün gürültüsünü susturabileceği bir omuz…
Bir çift koldur.
Sıkıldığında kaçamayacağı değil,
kaçmak istemeyeceği kadar güven veren iki kol.
Bir dosttur belki.
Yanında susabileceği,
konuşmadan da anlaşılabileceği,
gözlerinden geçen hüznü kelimelerden önce fark edecek bir dost…
Çünkü insanı asıl yoran yalnızlık değildir.
Asıl yoran,
kalabalıkların içinde anlaşılmamaktır.
Günler geçer.
İnsan büyür.
Bazı insanları tanır, bazılarını kaybeder.
Bazılarının yanında kendini bulur, bazılarının yanında kendinden uzaklaşır.
Sonra bir gece, herkes sustuğunda kendi içindeki o eski sesi duyar:
“Ben aslında sevilmekten çok, gerçekten görülmek istiyorum.”
Belki de bütün mesele budur.
İnsanın ruhu, kendisini gören bir başka ruha rastladığında biraz olsun iyileşir.
Kimi zaman bir dostun sessizliği ilaç olur.
Kimi zaman bir sevgilinin bakışı.
Kimi zaman hiçbir şey sormadan uzatılan bir el…
Çünkü bazı eller yardım etmek için değil,
“Yalnız değilsin” demek için uzanır.
İşte insanın en büyük ihtiyacı budur.
Birinin gelip hayatını değiştirmesi değil…
Hayatın bütün ağırlığına rağmen yanında kalması.
Yağmur yağdığında ıslanmayı göze alması.
Sen sustuğunda sessizliğine ortak olması.
Sen ağladığında gözlerini kaçırmaması.
Belki aşk budur.
Belki dostluk da…
İnsanın karanlığına ışık tutmak değil,
karanlıkta onunla birlikte yürümeyi göze almaktır.
Şair, kelimelerin arkasına saklanan adam değildir.
Şair,kendi yarasına bakıp orada başkasının yarasını da görebilendir.
Şiir de yalnızca güzel kelimeleri yan yana getirmek değildir.
Bazen tek bir kelimenin içine bir ömür sığdırmaktır.
Bazen “özledim” demeden özlemi anlatmaktır.
Bazen “yalnızım” demeden bir insanın bütün yalnızlığını duyurmaktır.
Şiir yazdığını sanan çoktur.
Kelimeleri yan yana dizen de…
Fakat herkes şiire dokunamaz.
Çünkü şiir, kalemden önce insanın içinden geçer.
Acıdan geçer.
Aşktan geçer.
Kaybetmekten geçer.
Beklemekten geçer.
Bir insanın gözlerinde yıllarca sakladığı cümlelerden geçer.
Belki de bu yüzden bazı şiirler okunmaz.
Yaşanır.
Bazı cümleler söylenmez.
Hissedilir.
Bazı insanlar da unutulmaz.
Çünkü onlar hayatımıza girip geçmezler.
İçimizde bir yere yerleşirler.
Sonra insan, yıllar sonra bile aynı şeyi arar:
Bir sıcaklık…
Bir samimiyet…
Bir dost eli…
Bir gerçek sevgi…
Bir çift göz…
Bir ses…
“Buradayım.”
desin yeter.
Çünkü insan bazen bütün dünyayı değil,
yalnızca bir kişinin kendisine gerçekten iyi gelmesini ister.
Ben de belki tam olarak buna hasretim.
Beni değiştirmeye çalışmayacak birine…
Beni olduğum gibi görecek bir kalbe…
Suskunluğumu anlayacak bir dosta…
Yorulduğumda elimden tutacak bir insana…
Karanlığımda ışık olmayacak belki.
Ama yanımda yürüyecek.
İşte insanın en derin yarasını iyileştiren de bazen budur:
Gitmeyen birinin varlığı.
Murat İLERİ