Hayat, herkesin omzuna aynı yükü bırakmıyor. Kiminin cebi eksik, Kiminin çocukluğu...
Kiminin sofrasında ekmek az,kiminin yüreğinde sevgi...
Yoksulluk yalnızca boş bir cüzdan değildir,bazen insanın içini sessizce üşüten uzun bir bekleyiştir.
Akşam olur.Şehir yavaş yavaş susar.
Bir evin penceresinde çay demlenir,başka bir evde çocuklar yarına umutla uyutulur.
Karanlık her sokağa aynı iner ama herkesin gecesi aynı değildir.Çünkü bazı insanlar,karanlığa rağmen içindeki ışığı söndürmemeyi öğrenmiştir.
Sevmek de böyledir.Kimi sevgi insanı göğe çıkarır, kimi ise sessizce tüketir.
İnsan bazen bir çift göze ömrünü emanet eder.Sonra anlar ki en ağır yalnızlık, kalabalığın içinde değil,değer vermediğin değil, değerini bilmeyenin yanında yaşamaktır.
Yıllar geçtikçe insan şunu öğreniyor:Eksilen para tamamlanıyor, yıkılan ev yeniden yapılıyor.
Fakat kırılan güven kolay kolay yerine gelmiyor.
Yine de umut...
İşte o,en inatçı misafirdir.
En yoksul evlerin kapısını bile çalmaktan vazgeçmez.
Belki bu yüzden hayat,zengin olanları değil; umudunu kaybetmeyenleri ödüllendirir.
Çünkü insanı ayakta tutan cebindeki para değil,yüreğinde taşıdığı inançtır.
Bana sorarsan...
Sev ama kendini unutacak kadar değil.
İyilik yap ama karşılığını bekleyerek değil.
Değer ver ama değerini kaybedecek kadar değil.
Bir gün herkes giderse de umut kalır.
Sabah,en uzun gecenin ardından doğar.Toprağın bağrını delen bir filiz gibi insan da yeniden ayağa kalkabilir.
Yoksulluk kader olabilir,umutsuzluk asla...
Bana sorarsan, insanın gerçek serveti,temiz bir vicdan,kırılmamış bir onur ve her şeye rağmen "Yarın Daha Güzel Olacak" diyebilen yüreğidir.
Murat İLERİ