İnsan bazen en ağır yükünü omuzlarında değil, yüreğinde taşır. Kimsenin bilmediği kırgınlıklar, içine gömdüğü çığlıklar, geceleri sessizce kanayan yaralar...

Sokakta gülümseyerek yürüyen insanların çoğu,aslında görünmeyen savaşların yorgun askerleridir.

Belki sen de yoruldun...

Belki güvenmenin bedelini ödedin, belki sevdiklerin en derin yaran oldu. Hayat bazen insanı öyle bir yerden vurur ki,acının sesi bile çıkmaz.İşte en tehlikeli sessizlik de budur.

Ama hiçbir kış sonsuza kadar sürmez.

Sabret...

Belki güzel günler sandığından daha yakındır.

Belki de bu dünya,mutlu olmak için değil,insan olmayı öğrenmek için verilmiş kısa bir misafirhanedir. Kim bilir...

Belki gerçek hayat, gözyaşının olmadığı, ayrılığın yaşanmadığı, sevginin eksilmediği Cennet Zaten sonsuz mutluluk burada değil,Rabbimizin vaat ettiği o ebedî âlemde.

Yine de vazgeçme.

Çünkü her sabah doğan güneş, sadece gökyüzünü değil,umudunu da aydınlatmak ister. Ağaçlar yeniden filiz veriyorsa, kuruyan toprak yağmurla yeniden can buluyorsa, insanın yüreği de yeniden yeşerebilir.

Geçmişi sırtında taşıyarak hiçbir yol hafiflemez.Bazı acılar unutulmaz ama insan, onlarla yaşamayı öğrenebilir.Yaralar bazen kapanmaz; yalnızca can yakmayı bırakır.

Bugün pencereni aç.Rüzgâr yüzüne değsin.Deniz varsa denize bak, orman varsa ağaçların arasından yürü. Hayat,en ummadığın anda elinden tutmayı bilir.

Bu kirli dünyanın kötülüğü seni kendine benzetmesin. İyiliğini koru. Vicdanını kaybetme.Çünkü insanı ayakta tutan,sahip olduğu servet değil; kaybetmediği merhamettir.

Unutma...

Belki bugün her şey istediğin gibi değil.

Belki yarın da olmayacak.

Ama bir gün mutlaka...

Ya bu dünyada, ya da sonsuzluğun başladığı o güzel yurtta...

Yüzün gerçekten gülecek.

İşte o günü beklemeye değer.

Çünkü bugün...

Yeniden başlamak için yeni bir gün.