İnsan bazen bir bakışta bütün ömrünü arar.

Bir gülüşte kendini bulur,bir sesin içinde huzuru duyar.

Bir “merhaba” gelir, yıllardır kapalı duran kalbin kapısını açar. Sonra aşk başlar; insan sevdiğinin gözlerinde yalnız bugünü değil, birlikte yaşanacak yarınları da görür.

Aşk bazen insana gerçeği değil, umudu gösterir.

Karşındaki insanın kusurlarını sevginin içinde eritirsin. “Değişir” dersin, “Zamanla birbirimizi anlarız.”

Oysa gerçek sevgi, birini değiştirmeye çalışmak değil, onunla birlikte değişebilmenin güzelliğidir.

Evlilik,iki insanın aynı eve girmesinden çok daha fazlasıdır.

İki kalbin aynı hayale bakmasıdır.

Bazen maddi sıkıntıda birbirine sarılmak,bazen hastalıkta başucunda beklemek,bazen hiçbir şey söylemeden gözlerinin içine bakıp “Ben buradayım.” diyebilmektir.

Çünkü hayat her zaman güneşli değildir.

Gün gelir yollar uzar, özlem büyür, sabır sınanır.
İnsan sevdiğine kavuşamadığı gecelerde bile yarına dair umudunu kaybetmemelidir.

Sevgi biraz da budur.

Uzakta olsan bile gönülde yakın kalabilmek…

Özlerken vazgeçmemek…

Kırılırken sevgiyi öldürmemek…

Yarınlara hâlâ birlikte inanabilmek…

Aileler de kendi sınırlarını bilmeli. Çünkü bir yuva,iki insanın birbirine emanet ettiği en özel dünyadır.

Evlilikte mesele kimin haklı olduğu değildir.

Mesele,haklı çıkmak uğruna sevdiğini kaybetmemektir.

Yıllar geçse de birbirini yeniden sevebilmek,hâlâ merak edebilmek, hâlâ özleyebilmek gerekir.

Çünkü gerçek aşk, ilk günkü heyecanın hiç bitmemesi değil; yıllar sonra bile aynı insana bakıp kalbinin sessizce,

“İyi ki…”

demesidir.

Hayat önümüze ne çıkarırsa çıkarsın, sevdiğimiz insanın elini bırakmıyorsak hâlâ umut vardır.

Çünkü aşk sadece kavuşmak değildir.

Bazen uzaklıkta özlemek,zorlukta sabretmek, yarına inanmak ve bütün hayatın yüküne rağmen aynı kişiyi yeniden seçmektir.

Belki de gerçek yuva tam olarak budur:

Birbirinin kalbinde kaybolmadan, birbirinin hayatında yolunu bulabilmek.

Murat İLERİ