Yalnızlığın Ana Dili

"Susmak yalnızlığın ana dilidir" diyor şair.Belki de insanın kendisiyle en uzun konuşmasını yaptığı yer,tam olarak o sessizliğin içidir.

Abone Ol

Bugünün insanı kalabalıkların ortasında yaşarken tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar yalnız.Sokaklar dolu, şehirler dolu, ekranlar dolu;buna rağmen gönüller boş.Çünkü yalnızlık, etrafımızda kaç kişinin bulunduğuyla ilgili değildir.İnsan, anlaşılmadığını hissettiği yerde yalnızlaşır.Sesini duyuramadığında, acısını paylaşamadığında, içindeki taşları bir başkasının avucuna bırakamadığında yalnızlaşır.
Yağmur artık gökten değil,insanın içinden yağıyor.Kimi zaman bir fotoğrafın altında,kimi zaman gece yarısı açılan bir şarkıda, kimi zaman da kimsenin bilmediği bir iç çekişte.Modern çağın en büyük çelişkisi de burada başlıyor.Birbirimize ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı; birbirimize dokunmak ise hiç bu kadar zor olmamıştı.
İnsan ruhu,tıpkı toprak gibidir.Uzun süre yağmur görmezse çatlar. Sevgi görmezse sertleşir.Merhamet görmezse kurur.Bu yüzden yalnızlık sadece bir duygu değil,aynı zamanda bir toplumsal meseledir.Bir toplumun en büyük zenginliği yolları, binaları ya da teknolojisi değil, insanların birbirine uzattığı eldir.
O el çekildiğinde, şehirler büyür ama insan küçülür.
Hayatın yükü çoğu zaman yaşanan acılardan değil, anlatılamayanlardan oluşur.İçimizde sakladığımız kırgınlıklar, söyleyemediğimiz cümleler,yarım kalan vedalar zamanla ruhumuzun derinliklerinde birikir.Sonra bir gün, taşıyamadığımızı fark ederiz.İşte o an suskunluk başlar. Dışarıdan bakıldığında sessizlik gibi görünen şey,aslında içeride kopan büyük bir fırtınadır.
Oysa dünya her sabah yeniden uyanıyor.Denizler kıyılara aynı sabırla vuruyor.Ağaçlar her bahar yeniden filizleniyor.Toprak, üzerine düşen her yağmuru umutla karşılıyor.Doğa bize sessizce aynı hakikati fısıldıyor. Yeniden başlamak mümkündür.
İnsan bazen kendini sonsuz bir düzlükte kaybolmuş küçük bir nokta gibi hisseder.Seslense kimsenin duymayacağını düşünür.Fakat hayatın en şaşırtıcı tarafı da budur.En karanlık gecelerin ardından gelen sabahlar,çoğu zaman umudun tamamen bittiği sanılan anlarda doğar.
Bugün asıl mesele yalnız kalmak değildir.Asıl mesele, yalnızlığın içinde insan kalabilmektir. Merhameti koruyabilmek, incinse de sevebilmek, yorulsa da umudu terk etmemektir.Çünkü insanı ayakta tutan şey, sahip oldukları değil,yüreğinde taşıdığı anlamdır.
Gittikçe yalnızlaşıyoruz insan kardeşlerim. Fakat yalnızlığın kaderimiz olmasına izin vermek zorunda değiliz.Bir gönle dokunan söz,bir dost omzu,samimi bir selam bazen yılların sessizliğini bozabilir.Hayatı güzelleştiren büyük mucizeler çoğu zaman küçük insanlık hâllerinin içinde saklıdır.
Belki de bu yüzden suskunluğun kıyısında bekleyen herkese aynı çağrıyı yapmak gerekiyor:
Yüreğinizi yağmura kapatmayın.
Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, anlaşılarak iyileşir. Bazı yalnızlıklar ise bir sesle değil,bir yürekle sona erer.

Murat İLERİ